Baştan sona Küba turu

Yoksulluk sınırında yaşansa da eğlencenin, renklerin ve mutluluğun hiç eksik olmadığı bir ülke Küba. Hepsinde farklı deneyim yaşayacağınız altı şehrini ortalama 10 günde gezmeniz mümkün.

1507
PAYLAŞ

1Mutluluğu ortak yoklukta yakalamışlar

Karayiplerin timsah şeklindeki komünist toprakları, tarihin her döneminde acılar yaşamış ama her zaman özgürlüğü için kafa tutmuş insanların memleketi Küba. Okur yazarlık oranının %99.8 ve okuma süresinin ortalama 9.5 yıl (bizde 3.5 olduğunu belirtmek gerek) olduğu ülkede, yoksul ama kültürlü ve mutlu insanlar, bildiğimizden çok başka bir hayat yaşıyor. Otelden dışarı adım attığım ilk anda, parlak mavi, mini bir elbise ile arkadaşlarının kolunda zorlanarak yürüyen bedensel engelli kadının, hayatın bu kadar içinde olması dikkatimi çekiyor.

“Ülkenin kadınları pek giyinmez” diyor Kübalılar. Aşırı kilolu bir kadının süper mini giymesi, dönüp ona bakmak için bir sebep olamayacağı gibi; yolda çok güzel bir genç kıza şakalaşarak laf atanlara da sapık gözüyle bakılmıyor. Özgüveni ve birbirlerine güveni çok yüksek olan bir halk, mutluluğu ortak yoklukta yakalamış. Yumuşak huylu insanlar, sokak sanatçıları, rengarenk klasik arabalar ve müzikle dolu sokaklara hoş geldiniz.

2Uzun beklemeler için Schengen vizesi alın

Küba’da ne kadar geniş bir alanı gezmek istediğinize bağlı olarak bireysel gezi ya da tur şirketiyle gezmenin avantajları da değişiyor. Özellikle Havana’da, burada yaşayan ailelerin evinde konaklayarak tamamen yerel bir seyahat yapmak mümkün. Fakat uzak şehirlere ulaşım, yaygın bir toplu taşıma ağı bulunmayan ülkede gerçekten zorlayıcı. “Bütün adayı gezeceğim, otel de bir parça temiz olsun” diyorsanız, mutlaka kültür turizmi yapan acentelerden birisini kullanmalısınız.

Pek çok tur şirketinin Küba rotasında sadece Havana-Trinidad-Varadero var ve programlarındaki her bir gezi ekstra ücrete tabidir. Kültür turizmiyle ünlenmiş az sayıdaki tur şirketlerinde ise tüm yemekler, müzeler, bahşişler fiyata dahil ve size gerçekten bilgisine hayran kalacağınız rehberler eşlik ediyor. Bunu özellikle belirtmemin sebebi, Kübalı otobüs şoförlerinin Türk rehberlere karşı öfkeli oluşu. Otobüste kaçak puro satmaktan şoför bahşişinin bir kısmına el koymaya kadar pek çok kötü hikaye anlatılıyor. Özetle tavsiyem, gezinizi emin ellere emanet etmeniz.

THY’nin sene başında anons ettiği ama hâlâ hayata geçirmediği aktarmasız Küba uçuşu, gezginler arasında efsane olarak dolaşsa da, şimdilik tek yöntem Paris, Amsterdam, Frankfurt veya Madrid üzerinden aktarmalı rotalar. Ben, Paris aktarmalı rotayı kullanırken, gidişte dört, dönüşte ise sekiz saat Charles de Gaulle havalimanında bekleme yapmıştım. Bu sebeple Schengen vizesi de alarak seyahat ederseniz, Avrupa bekleme sürelerinde kısa şehir turları da yapmanız mümkün olur.

3Her şeyi havaalanında organize edin

Küba’yı gezmek için en ideal yöntem karayolunu tercih etmek. Sırasıyla Havana, Cienfuegos, Trinidad, Santa Clara, Camagüey, Santiago de Cuba şehirleriyle hazırlanacak bir güzergah izlenmeli. Burada hemen belirtmekte fayda var. Bu güzergahın tam tersi istikamette, havaalanının kuzeyinde yaklaşık iki saatlik uzaklıkta kalan Varadero şehrine gitmek, çok da şart değil. Her ne kadar tur şirketleri burayı listesine alsa da, Antalya’daki otel tatili yapısına sahip bir yer. Tek seçeneğiniz kapalı plajları olan turistik otellerde, ülke gerçeğinden çok uzak bir deniz tatili yapmak.

Dönelim havaalanı ve ulaşım macerasına. Küba’ya çok büyük konfor beklentisiyle gitmek yanlış olacaktır. Zaten bunu Küba’ya ilk adımınızı attığınız Havana havaalanında anlayacaksınız. İçeride çok fazla bilgi edinme şansınız olmasa da, şehre yaklaşık 30 dakikalık mesafedeki havaalanından merkeze ulaşım için pek çok seçenek mevcut. Sadece bunları kendiniz keşfetmeniz gerekiyor. Eğer turla gittiyseniz, şirketin görevlisi sizi çıkış kapısında otobüsünüze götürmek için bekliyor olacak. Taksi tercih ediyorsanız, tüm terminal çıkışlarının dışında bulabilirsiniz.

Yaklaşık 20-25 Amerikan Doları’na denk düşen 20-25 CUC (Cuban Convertible Peso) karşılığında yarım saatte şehir merkezine ulaşabilirsiniz. Havaalanından toplu taşıma imkanı bulunmadığı için otomobil kiralamak da bir diğer seçenek. Günlük 50-125 CUC arasında ödemeniz gerekiyor.

Son seçenekse yerel tur şirketleri. Bunun için, otopark kısmına ilerleyip pek çok otobüsün park ettiği alanı bulmanız gerekiyor. Burada sizi isterseniz şehre götürecek, isterseniz de biraz önce bahsettiğimiz altı şehirlik turu yaptıracak firmalarla anlaşabilirsiniz. Ama tabii ki tavsiyem, tüm bu seçenekleri önceden internet üzerinden araştırıp rezervasyon yaptırmanız.

Para birimlerine dikkat edin
Küba’da para harcayacağınız ilk nokta gördüğünüz gibi havaalanı. Dolayısıyla konusu açılmışken hemen para biriminin farklılığından söz etmek gerek. Küba’da iki ayrı para birimi bulunuyor. Küba Peso’su ve turist Peso’su (CUC). 1 CUC, 1 Amerika Doları’na ve aynı zamanda 25 Küba Peso’suna denk geliyor. Ancak turistler Küba Peso’su ile alışveriş yapamıyor. Ayrıca yine bir turist olarak ülkeye Amerikan Doları ile girip döviz bozdurursanız da, %10 ceza ödersiniz. Ülkede emekli maaşı 10 ABD dolarına denk geliyor. Çalışanlar ise aylık 20 dolar civarında kazanıyor. Bu sebeple yolda gelip elinizi sıkarak, sizinle ahbaplık ettikten sonra 1 CUC isteyen Kübalılara dilenci olarak bakmamalısınız. Karne sistemi ülkede hâlâ geçerli. Ama kimi kısıtlamalar sebebiyle bu malzemeler yaklaşık 15 günde tükeniyor. Bu insanlar sizden çoğu zaman ‘sabun’ ve ‘tükenmez kalem’ isteyecek. Yokluk içinde yaşayan, işsiz birinin temel ihtiyacının ‘temizlenmek’ ve ‘yazmak’ olması da gözleri dolduran bir durum.

4İlk durak Havana

Havana, dümdüz bir şehir. Dolayısıyla eğer sıcağa biraz katlanabiliyorsanız gideceğiniz her yere yürümenizi tavsiye ederim. Çünkü ne yazık ki, sokaklarda toplu taşıma görmek pek mümkün değil. Sadece, üzerinde ‘taksi’ ibaresi bile bulunmayan eski Amerikan otomobilleri bu amaç için kullanılabiliyor. Onları fark etmenizse çok kolay. Sürücüleri otomobilin yanında durup turistlere, “Taksi lazım mı?” diye soruyor. Faytonlar da yürümek istemeyenlerin tercihi olabilir. Her iki seçenekte de kazıklanmanız zor. Bu araçlarda taksimetre olmadığından binmeden önce gideceğiniz yerin ne kadar tutacağını size söylemek zorundalar. Yani, yolu uzatsa da bir şey fark etmiyor.

Küba’da neler yenebileceği konusuna da yazının başında değinmekte fayda var. Açıkçası büyük bir beklentiye kapılamamanızı tavsiye ederim. Çünkü ‘yerel’ diyebileceğimiz bir lezzetleri yok. Tabii siyah fasulye ve yağsız pilavı saymazsak. Gideceğiniz her restoranda karşılaşacağınız mönü, Türkiye’deki dünya mutfağı mönüleriyle aynı.

Çok büyük bir şehir olmayan Havana’da bulmanız gereken ilk nokta ‘Parque Central’. Bu meydandan görmeniz gereken tüm özel yerlere yürüyerek ortalama 20 dakikada gidebilirsiniz: Kilise Meydanı, Placa de Armas ve buradaki Valilik Konağı, Özgür Havana Oteli (Devrim öncesi Hilton), Opera Binası, Granma Teknesi’nin de bulunduğu Devrim Müzesi ve Havana Kent Müzesi. San Jose liman meydanında, kapalı sabit meyve/sebze pazarlarına benzeyen bir hangarda, haftanın her günü açık olan sanat pazarı da ilgi çekici.

Yerli sanatçıların işlerini bulabileceğiniz bu pazarda saatler harcayabilirsiniz. Devrim Meydanı’na taksi ya da faytonla gitmeniz, sıcaktan düşüp bayılmanıza mani olabilir. Çünkü mesafesi biraz daha fazla. Tüm bu turistik noktaların yanı sıra başkenti terk etmeden önce 15 kilometre doğudaki San Francisco de Paula’da, Ernest Hemingway’in müzeye çevrilmiş olan evine de uğramalısınız. Çok ünlü isimleri ağırlamış olan evin bahçesinde, Hemingway’in balık avlamaya çıktığı tekne ve üç kedisinin mezarı bulunuyor. ‘İhtiyar Adam ve Deniz’ adlı eserini yazdığı ve pek çok balıkçı dost edindiği kasaba Cojimar’da, La Terraza Bar’a uğrayarak yazarın izlerini sürmek mümkün. Balıkçı dostlarının Hemingway’in ölümünün ardından bir anıt diktirmek istedikleri ama parayı denkleştiremedikleri için çapaları eritip büstünü döktürdükleri de rivayet ediliyor. En arka köşedeki masasını görünce, Mojito’nun da etkisiyle “Ben de bu manzarada yazarım tabii” şeklinde efelenmek elbette mümkün.

5En keyifli durak Trinidad

Yaklaşık iki buçuk saat uzaklıktaki, rotanın ikinci durağı Cienfuegos, ülkenin en zengin ve modern şehirlerinden biri. İspanyol Koloniyel mimarisinin örneklerini koruyan ve Unesco Dünya Mirası listesinde yer alan eski şehir merkezi, renklendirilmiş eski kartpostalları anımsatıyor adeta. Ayrıca ünlü şarkıcı Benny More’nin de memleketi. Sokaklarda aylak aylak yürümenin dışında yapılabilecek en iyi şey, eski opera binasını görmek. Dolayısıyla eğer tatiliniz çok uzun değilse burada bir gün konaklamanız ya da konaklamadan, buradan yaklaşık iki saat uzaklıktaki Trinidad’a geçmeniz iyi olabilir. Çünkü Trinidad, gezinin en keyifli noktası.

Trinidad’da mümkünse eskiden bir şeker kamışı tüccarının evi olan, Cespedes Meydanı’ndaki Iberostar Oteli’nde konaklamanızı öneririm. Tarihi dokusu insanı baştan çıkarıyor. Unesco Dünya Mirası listesindeki şehrin sokakları sarı, mavi, yeşil, pembe boyalı bitişik evlerle tam bir renk cümbüşü. Küçük meydanlarda gençler, sabah saatlerine kadar sohbet edip eğleniyor. Çünkü bu ülkede eğlenmek bireysel ve kapalı alanda yapılan bir eylem değil; şehirdeki her gün adeta bir karnaval. Gündüz, Plaza Mayor çevresindeki Museo Romantico, Sanat Galerisi ve sokak tezgahları görülmeye değer. Akşam ise aynı meydandaki açık barda canlı müzik dinleyebilirsiniz.

Trinidad’ı terk ederken göz alabildiğince uzanan şeker kamışı vadilerini göreceksiniz (Valle de los Ingenios). Artık üretim, çok ürünlü tarım politikası sebebiyle %60 azaltılmış durumda. Ama bu topraklar, üç yüz yıl boyunca Afrika’dan getirilen kölelerin kötü koşullarda çalıştırıldığı yerler. Gözetleme kuleleri ve tüccar evleri olan eski araziler görülüyor. Öyle ki, bugün artık mevcut olmasa da, insan eliyle değiştirilen en büyük kara parçalarından biri olduğu için Unesco Dünya Mirası listesine alınmış.

6Devrimin en önemli izleri Santa Clara’da

Küba, devrim demek. Ve Santa Clara, devrim tarihi açısından mutlaka görülmesi gereken bir şehir. Devrimin başarıya ulaşmasında, Che’nin en büyük ve öldürücü hamlesi olan silah yüklü tren saldırısından kalan yaralı vagonların içi müzeye çevrilmiş. Bu açıkhava müzesinin en sevimli parçası ise, treni deviren rayları söken, kahraman küçük kepçe.

Santa Clara’nın güneyinde, uğramadan geçerseniz tüm devrimcilerin lanetinin peşinizi bırakmayacağı Devrim Meydanı, Che Guevara Anıt Müzesi ve mezar odası bulunuyor. Mezar odası alçak tavanlı ve zemini doğal ahşap ile kaplanmış, yumuşak bir tonda marşlar çalan; Che ile birlikte Bolivya’da öldürülen Peru, Bolivya ve Kübalı devrimcilerin kemiklerinin gömülü olduğu bir oda. Her bir devrimcinin kahkaha atan pozlarının mezar kapaklarına rölyef olarak işlendiği ve yanlarında her gün tazelenen birer kırmızı gülün bulunduğu odada, Che’nin mezarı da diğerleri ile aynı boyutta. Mezarının üzerine tavana oyulmuş bir delikten süzülerek düşen küçük yıldız şeklinde bir ışık huzmesi ise Che’nin tek ayrıcalığı.

7Sanatın kalbi Camagüey

Sondan bir önceki durak, Santa Clara’dan yaklaşık dört saatlik yolculukla gidebileceğiniz Camagüey. Burası, sanatla dopdolu bir şehir. Sokaklarda sıkça küçücük dans öğrencileri ve genç sanat öğrencilerine rastlanıyor. Gündüz, çekçek bisikletlerle şehir turu yaparken, ilginç bir hikaye ile Eskişehir’de ödül alan Marta Jimenez’in galerisini ve bulunduğu renkli sokağı ziyaret edebilirsiniz. Sokağın bir ucunda hâlâ sokakta yaşayan sakinlerin, gündelik işleri yaparken çalışılmış bronz heykelleri bulunuyor. Şehrin ufak meydanlarında enfes yemekleri tatmak ve açık havada müzik dinlemekse oldukça keyifli.

Büyük şehre dönüş: Santiago de Cuba
Dört saatlik yolculuğun ardından turun sonunda Santiago de Cuba’ya vardınız, en büyük ikinci şehirdesiniz. Gezinizin naif kasaba günleri, ilk günkü şehir etkisine dönüyor. Moncada Kışlası, Batista’nın seçimleri haksız yere iptal etmesi üzerine Fidel’in ilk kez saldırdığı ve başarısız olarak sonrasında yakalandığı, stratejik bir bina. Şimdi okula dönüştürülen yapının üzerindeki kurşun izleri hâlâ görülebiliyor. Morro Kalesi ise güzel bir manzara dışında ziyaretçilere pek bir şey vaadetmiyor.

81 CUC’luk içkiler

Küba’nın başkenti Havana’da Hemingway’in her zaman oturduğu köşede, her an muhabbete dalacakmış gibi duran bir heykeli bulunan La Floridita Daiquiri ve şehrin sembolü haline gelen La Bodeguita del Medio’da Mojito içmek şart. Aklınıza gelebilecek tüm içkilerde Rom kullanılıyor. Gün içinde sanki limonata içer gibi Mojito tüketebilirsiniz. Çünkü bardağı 1 CUC. En leziz markalardan biri de şişesini 6 CUC’a alabileceğiniz Santiago de Cuba. Bir diğer meşhur içkiyse Hindistan ceviziyle soğuk kokteyl olarak hazırlanan Pinacolada. Yollarda yeşil kabuğuyla birlikte satılan Hindistan cevizlerinin içine bolca rom katarak sundukları, 1 CUC’luk kokteylleri de mutlaka deneyin.

9Bacakta puro sarma efsanesi

Havana’daki Partagas Puro Fabrikası turuna katılmak için önceden randevu almanız gerekiyor. İçerideki işleyiş gerçekten çok etkileyici. ‘Bacakta puro sarma’ efsanesini ise biliyor ve bu turist şapşallığına çok gülüyorlar. Puro almak için en doğru adres puro fabrikalarının orijinal dükkanları. Sokakta onlarca puroyu, fabrikadaki işçi istihkakları olduğunu söyleyerek satmaya çalışan insanlar da göreceksiniz. Her şeyden önce bir uzman değilseniz, tütün yerine ‘yanlışlıkla’ kurutulmuş muz kabuğu alabilirsiniz. Gümrük limiti ise kişi başına 50 adet puro. Biz geçerken kontrole takılmadık ama kağıtta yazan kural bu. En meşhur marka Cohiba, adanın ilk sahipleri olan yerli Taynoların dilinde ‘tütün’ demek. Che, devrim sonrası fabrikadakilerden dünyanın en kaliteli purosunu yapmalarını istemiş ve ancak Che öldürüldükten bir yıl sonra üretilebilen bu puroya Cohiba adı verilmiş.

Daha azıyla yetinme sevinci
Gezinin sonuna geldiğinizde aklınızda birtakım sorular olması ve hayatın anlamına farklı bir açıdan bakmanız çok olası. Düşünün ki, bir hafta boyunca tek bir reklam bile görmediniz. İnternet bağlantınız olmadı. Sokaktaki çocukların elinde iPad yerine lastik ip görünce, bir parça nostalji yaşadınız. Ülkenin yarısının elini sıkmış gibisiniz. Tüm hayatınıza yetecek kadar ‘tanımadığın insanla dans et’ kotası doldurdunuz. Garanti ederim, tabağınızda tek bir yiyecek tanesi bırakmaya öyle utandınız ki, böyle bir vaka ilk gün acemiliği dışında yaşanmadı. İnsanın ‘mutlu’ olmak için daha çok mu, yoksa daha az mı seçeneğe sahip olması gerektiği konusunda şüpheleriniz var artık. Artık siz asla eski siz olamayacaksınız. Bir hücreniz Küba’da, dinlediğiniz hikayelerin naifliğinde asılı kalacak, benden söylemesi.

10Dikkat çekenler

Trinidad’da resim
Trinidad sokaklarında pek çok yağlı boya çalışma göreceksiniz. Kendine özgü, çocuksu çizgiler ve parlak renklerle çalışılan bir tarz hakim. Fiyatlar 10 CUC’dan, 100 CUC’a kadar uzanan geniş bir yelpazede. Ülkeden çıkarken büyük sanat eserleri için, satın aldığınız yerden yurtdışına çıkış damgası almanız gerekiyor.

Casa de la Musica
Akşamları canlı müzik yapan gruplar ve dans eden çiftleri izlemek için ‘casa de la musica’lara gitmelisiniz. Özellikle Santiago de Cuba, Fransızlarla karşılaşan Afrika kökenli Kübalıların, figürleri kaynaştırarak dansı geliştirdikleri şehir. Şehir meydanındaki Trova de la Musica’ya uğramak gerek. Mutlaka birisi elinizden tutup sizi dansa kaldıracak ve birkaç figür öğretecektir.

Uçurtma çıtası çiğnemek
Ben Hemingway müze evinin önünde rastlamıştım; belki birkaç sokak satıcısında bulabilirsiniz şeker kamışı çubuğunu. Bakınca uçurtma çıtasına benzeyen bu çubuğu ısırmanız için ısrar eden sokak barmenine inanın. Bir parça şeker kamışı, merdaneden dört kere tekrar katlanarak geçirilebiliyor ve her seferinde hacminin iki katı kadar şekerli su çıkarıyor. Kemirmesi de ilk kez çikolata yemek kadar şaşırtıcı!

Atatürk Anıtı
İlkokuldaki meşhur Atatürk büstünü, Karayipler’deki komünist bir ada ülkesinde görünce insan gerçekten hayret ediyor. ‘Yurtta Sulh, Cihanda Sulh’ yazısı ile Havana’da sergilenen anıta mutlaka uğramak lazım.

PAYLAŞ