Hayali kurulan doğa ve sakinlik Çıralı’da

Özellikle büyük şehirlerde yaşayan bizlerin, iş yaşamında masa başında kurduğumuz doğayla iç içe ve sakin tatil için, Çıralı en ideal adreslerden biri.

2298
PAYLAŞ

Hani işlerden bunaldığımız günlerde, sabah kuş cıvıltılarıyla erken kalkıp yürüyüş yapacağımız, hamakta kitap okuyup meyveyi dalından yiyeceğimiz, bol bol yüzeceğimiz, tanımadığımız insanlara bile günaydın diyeceğimiz, e-maillerimizi okumayacağımız, yani yaşadığımızı hissedeceğimiz sakin, kalabalıktan uzak bir tatili hayal ederiz ya, işte bunun adresi Çıralı.

Çıralı, Antalya’nın Kemer ilçesinde, Olimpos Beydağları Milli Parkı’nda yer alan üç kilometre uzunluğundaki kumsal ve onun bir kilometre kadar ilerisindeki ormanlık alandan oluşuyor. Çıralı sahili aynı zamanda koruma altındaki deniz kaplumbağalarının (Caretta Caretta) üreme alanı ama maalesef burada kısa konakladığım için kaplumbağalardan biriyle karşılaşma şansını yakalayamadım.

Mayıs ayında Çıralı’ya gelmeden önce bunun doğru bir tarih olup olmadığından emin değildim. Ama benim kafamda telaşsız, huzur dolu bir tatil hayali olduğundan tam da zamanıymış, diye düşündüm. İlk geldiğim gün Çıralı’nın yemyeşil doğası içinde yağmurda yürüdüm. Genelde boş olan şirin kafelerden birinde kahvemi içtim. İstanbul’dan gelen diğer misafirlerle İstanbul’un ne kadar yaşanmaz bir şehir olduğunu, en doğrusunun istifayı basıp, tası tarağı toplayıp buralara taşınmak olduğunu konuştum ve bir gün bunu yapacağıma inandım.

Tatilimin kalan diğer üç günündeyse hava ve deniz suyu oldukça sıcaktı. Bu günlerde sabah erkenden kalkıp, yemyeşil tepelere karşı pilates yaptım. Sonra sabah yürüyüşümü yaptım ve otele döndüğümde ev yapımı reçellerden yeni kızartılmış sıcak sigara böreklerine kadar her şeyin özenle hazırlandığı leziz kahvaltıma oturdum. Çıralı’da kaldığım Lukkies Lodge Çıralı adlı otelin sahibi İstanbul’daki işini gücünü ve hayatını bırakıp, Çıralı’ya yerleşmiş çok güler yüzlü ve sıcakkanlı bir aileydi. Ama Çıralı’daki otellerin, işletmelerin büyük çoğunluğunun böyle güzel aile işletmelerinden oluştuğunu da söylemek isterim.

Çıralı plajı taşlık bir plaj, bu yüzden deniz ayakkabısına ihtiyaç duyuluyor. Kaldığımız otelin sahile uzaklığı yaklaşık 800-900 metreydi. Ancak Çıralı girişinden itibaren sahile kadar yol boyunca bungalov evler var; biz sabah yeşillikler içinde yürüyüş yaparak plaja gitmeyi istediğimizden bu konumda bir otel seçtik. Siz isterseniz denize daha yakın olan bir oteli de tercih edebilirsiniz.

Çıralı’da bisiklet yaygın bir ulaşım aracı; büyük sepetli tek kişilik ya da iki kişilik bisikletleri günlük olarak kiralarsanız plaja bisikletinizle de gidebilirsiniz. Çünkü plajda bisiklet park alanları mevcut. Yemek için plaj boyunca yer alan balık restoranlarını tercih edebilirsiniz. Hepsinin önünde bolca şemsiye ve şezlong da bulunuyor. Biz tatil boyunca şemsiye ve şezlonga para ödemedik ama bunda hem Çıralı’nın neredeyse boş olması hem de arada sırada şezlongların önünde bulunduğu işletmeden içecek bir şeyler almamızın etkisi oldu sanırım. Mayıs ortasında sahilin doluluk oranı %10 kadardı ama hava bir yaz günü kadar sıcaktı.

Kısacası ben hepimizin aslında ihtiyaç duyduğu ama bir türlü fırsat yaratamadığı o doğal yaşamı bir kaç günlüğüne yaşadım ve dönüş yolunda son gözlememi yerken karadut ağaçlarından üzerime dökülen dut lekeleriyle ve çok güzel anılarla İstanbul’a döndüm.

Çıralı’ya ulaşım
Biz İstanbul’dan Antalya’ya uçakla gittik ve birçok yeri görmek istediğimizden araç kiraladık. Ancak araç kiralamayacaksanız, havalimanından Antalya Otogarı’na gitmeniz ve oradan Çıralı-Yanartaş araçlarına binmeniz gerekiyor. Yazın yüksek sezonlarda zaten birçok yere günlük tekne turlarıyla gidebileceğinizden yazın otogardan ulaşımı tercih etmeniz daha avantajlı olabilir.

Ne yemeli?
Çıralı’da birçok gözlemeci, balıkçı ve bir tane pizzeria var. Çıralı bölgesine özel balıklar ise grida ve sinavrit. Akdeniz balıkları deniz tuzu nedeniyle biraz yağsız ve yavan olsa da, bu balıkları tavsiye ederim. Özellikle Ulupınar bölgesindeki balıkçılarda bu balıkları tadabilirsiniz.

Nerede kalmalı?
Çıralı’da çok fazla tesisleşmiş otel yok. Kompleks tesisler yerine genelde şirin bungalov evler var. Fiyatlar Olimpos’taki kütük evlerin biraz üzerinde ama popüler tatil beldelerine kıyasla oldukça uygun. Bizim kaldığımız bungalovun gecesi, kahvaltı dahil 2 kişi için 150 liraydı ve biz çok memnun kaldık.



Booking.com

Nereleri görmeli?
Olimpos: Çıralı’dan sadece 10 dakika yürüme mesafesi uzaklıkta. Otomobille de gidebilirsiniz ama bu defa Çıralı’dan ana yola çıkarak gitmeniz gerekeceğinden yaklaşık 20 km yol yapmanız söz konusu olabilir. Bu nedenle biz tavsiyelere uyarak sahilden yürüyerek gittik. Olimpos’ta beni en çok üzen şey Olimpos’un meşhur kavunlu dondurmasını yemek istediğimde arayıp sorarak ev yapımı sadece tek bir dondurmacı bulabilmem oldu. Ne yazık ki diğer tüm dondurmacılar global markaların hazır dondurmalarını satıyordu.

Olimpos Antik Şehri: Likya döneminden kalma antik yapılar Olimpos konaklama bölgesi ile Olimpos sahili arasında. Açıkçası rehberlik hizmeti olmadığından ve yazan açıklamalar da çok sınırlı olduğundan, antik şehri gezdik ama neyin ne olduğunu anlamakta zorlandık. Öncesinde bir şeyler okuyarak gitmenizi tavsiye ederim. Antik kente giriş kişi başı 20 lira, ancak konaklayanlara özel 10 kez giriş çıkış hakkı veren kartı satın alarak da ziyaretinizi yapabilirsiniz, kart 7.5 lira.

Yanartaş: Yunan mitolojisine göre ağızdan alevler saçan canavar Chimera bir dövüşte yenilir ve yerin yedi kat altına gönderilir. Buna rağmen yeryüzüne çıkmak için uğraşan Chimera’nın ağzından çıkan alevler hâlâ kayalıklar arasında görülmektedir. İşin kimyasal açıklamasını anlatıp canınızı sıkmayacağım ama Chimera’nın ağzından çıkan alevleri görmenizi tavsiye ederim. Bu arada biz yapamadık ama Chimera’da gün batımında insanların Chimera ateşinde sucuk kızartıp şarap içtiklerini duydum, kulağa güzel geliyor.

Adrasan: Adrasan ve Çıralı arası yaklaşık 25 km ve Adrasan, Türkiye’nin güneydeki en son ucu. Tamamen bakir doğası, berrak suyu ve yemyeşil tepeleri var. Çıralı’ya gidiyorum dediğinizde zaten herkesin söyleyeceği ilk şey “Mutlaka Adrasan’a da gidin” olacaktır.

Faselis (Phaselis): Rodoslular tarafından kurulmuş bir liman kenti olan Faselis’ten günümüze kalan antik yapılar, bana Olimpos antik kentine göre daha iyi korunmuş gibi geldi. Sezonda buraya birçok tekne turu olmasına rağmen Mayıs’ta maalesef yoktu ancak karadan da ulaşım mümkün. Ayrıca Faselis bu bölgede yer alan tek taşsız kum plaja sahip. Faselis’e giriş 20 lira.

Tahtalı Dağı Teleferik: 2365 metre uzunluğuyla Avrupa’nın en yüksek teleferiği unvanına sahip. Biz gittiğimiz gün maalesef havanın bulutlu olması nedeniyle görüş açık değildi ve biz teleferiği seneye bıraktık. Ancak güzel havayı yakalayanlar kaçırmasın, çünkü ödenen kişi başı 65 lira ücrete ve biraz adrenalin dolu olmasına rağmen ulaşılan manzaranın olağanüstü olduğunu duyduk.

PAYLAŞ