Şahika Tekand ile İstanbul Tiyatro Festivali üzerine

3-28 Mayıs 2016 tarihleri arasında Türkiye’den ve yurtdışından çeşitli oyun, dans, performans ve yan etkinliklerden oluşan zengin bir programla tiyatroseverlerle buluşacak olan 20. İstanbul Tiyatro Festivali kapsamında Onur Ödülü alan Şahika Tekand ile oyunculuk, eğitmenlik ve festival hakkında konuştuk.

1540
PAYLAŞ

1984 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sahne ve Görüntü Sanatları Bölümü Tiyatro Anasanat Dalı Oyunculuk Sanat Dalı’ndan mezun olan ve aynı dalda sanatta yeterlik ile doçentlik alan Şahika Tekand, 1984’te tiyatro ve sinema oyunculuğuna başladı. 1990’da kendi tiyatro topluluğu Studio Oyuncuları’nı kuran sanatçı, bugüne dek kendi yazdığı yedi oyun da dahil olmak üzere pek çok oyun ve performans yönetti. Halen sanatsal faaliyetini Studio Oyuncuları’nda sürdüren Tekand, oyunculuk stüdyosunda oyuncu ve yönetmenler yetiştirmenin yanı sıra çeşitli üniversitelerde dersler veriyor.

Sizin de bu sene onur ödülü aldığınız 20. İstanbul Tiyatro Festivali’nin Türk tiyatrosu için ve şahsınız için ne ifade ettiğiyle başlayalım…
Doğrusu bu ödül, benim için aldığım ödüller içinde en anlamli ödüllerden biri. Topluluğumu kurduğumdan bu yana bir ya da iki kez dışında hep bu festivalin bir parçası olma mutluluğunu yaşadık. Adeta festivalle birlikte yol aldık, geliştik. O nedenle benim için anlamı, değeri ve önemi çok büyük.

Tiyatro kariyeriniz boyunca festival bünyesinde kaç temsilde yer aldınız, siz ya da oyuncularınız?
Sevgili hocamız ve yıllarını bu festivalin gelişimine vermiş, bu festivali dünyanın en önemli birkaç festivalinden biri haline getirmiş ve festivalin bir önceki dönemdeki direktörü olan Dikmen Gürün’ün ‘Öteki Tiyatro’ başlığı altında bizim gibi küçük mekanlarda çağdaş işler yapan ve bu alternatif hareketin öncüsü olan birkaç grubu festivale dahil ettiği 1994’ten bu yana Studio Oyuncuları ile yaptığım dokuz oyunla, Şehir Tiyatroları’nda yönettiğim bir ve kişisel olarak oyuncu olarak yer aldığım iki oyunu sayarsak tam 12 kez bu festivalde yer almişim. 2000 sonrasında yaptığım bütün projeler de yurt dışındaki ortaklarımızla birlikte festivalle ortak yapım olarak gerçekleşti.şahika-tekand-ödül

Unutamadığınız festival anılarınızdan bahseder misiniz? Üzülerek kaçırdığınız bir oyun, ya da sizi çok etkileyen bir temsil, festival kapsamında gelişen bir tanışıklık ya da dostluk gibi…
Benim sinema yaparken yeniden tiyatro yapma kararı almamda payı olan bir gösteri, festivalde izlediğim bir oyundu. Daha sonra yakın dostum da olan, ünlü Yunanlı tiyatro yönetmeni sevgili Theodoros Terzopoulos’un “Bacchalar’ı… 1990 yılında izlediğimde beni derinden etkilemişti. Ama zaten festival, bu anlamda da büyük önem taşıyor bence. Yurt dışından gelen topluluklarla, sanatçılarla karşılaşmalar, özellikle genç sanatçılar için ufuk açıcı oluyor. Bizler boyle yetiştik. Hatta Dikmen Gürün’den devraldığıbayrağı büyük bir başarı ve kararlılıkla ileri taşıyan şimdiki festival direktörü sevgili Leman Yılmaz da , bu gelişim sürecini birlikte paylaştığımız sanatçı arkadaşlarımızdan biridir.

Son dönemde pek çok özel tiyatro faaliyete geçti ve başarılı bir şekilde varlık sürdürenleri var. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz? Geçici bir dönem mi yoksa tiyatroya bir dönüş mü söz konusu?
Tiyatronun yaygınlaşması çok heyecan verici ama sanatsal değerlendirme yapmak için çok erken. Kimin kalıcı olacağını zaman gösterecek.

Kendi tiyatronuzdan bahsedelim biraz da… Hem oyunculuk eğitimi veriyorsunuz hem de o oyunculara bir sahne sunuyorsunuz. İşin eğitim tarafında sizi en çok yoran ve tatmin eden şeyler nelerdir?
Sanatçı olmak isteyen ve bunun için çalışmayı göze alan sıradan bir bireyin içinden, dünyayı değiştirmeye talip yaratıcı bir sanatçı çıkardığınızı görmek, en az kendi eserinizi yaratmak kadar heyecan verici. Hele onlarla sırt sırta aynı sahnede olmanın zevki hiçbir şeyle kıyaslanamaz. Bu, bütün yorgunluklara değiyor.

Açılış oyunu olan ‘Godot’yu Beklerken’ eserini kumpanyanız sahneliyor. Neden bu eseri seçtiniz?
Godot’yu bekletmemek için…

Metin üzerinde herhangi bir değişiklik yapıp yorum kattınız mı?
Her sahneleme, sahneleyenin dünyasını getirir seyirci karşısına ve bu anlamda, her uygulamada -yazılı metin aynı kalsa bile- sahneleyenin şimdiki zaman içinde yer alan performansı metnini her seferinde yeniden yaratılmasına sebep olur.

Modern tiyatro tarihinde çok temel bir yeri olan bu eserin istnabul-tiyatro-festivali-godotsizin için önemini okurlarımıza anlatır mısınız?
Ben yıllardır Beckett oyunları sahneliyorum. Belki de Beckett’in bütün metinlerine hayran olduğum için, bunlar içinde en ünlüsü olan ‘Godot’yu Beklerken’ yerine, daha az ünlü ama daha olgun metinlerine yönelmeyi tercih ettim yıllardır. Artık bunu sahnelemenin zamanı gelmişti. O nedenle bu benim Beckett’le maceramın duraklarından biri. Bu anlamda bir önemi var en çok.

Kariyerinizdeki en önemli temsiller veya karakterler nelerdir? Veya kendinizi en eleştirdiğiniz performansınız hangisi?
Benim için her performans önemliydi ve hâlâ da öyle. Ama yazıp yönettiğim ve oynadığım, Türkiye’den ilk kez Dünya Tiyatro Olimpiyatlarına katılan ve Delphi’de oynandığında, sahnele biçimimiz ve yöntemimiz itibariyle dünyadan ve Avrupa’dan gelen otoriteler tarafından, son kırk yılın çağdaş tiyatrosuna gelen en önemli yenilik olarak değerlendirilen “Oidipus Nerede?”, sanırım benim, Studio Oyunculari’nın ve buna tanıklık eden herkesin unutamayacağı bir anı yaratan bir dönüm noktasıydı.

Yönetmenlik ile sahne performansı arasındaki en önemli farklar sizce neler?
Eğer sorduğunuz, oyunculuk ve yönetmenlik arasındaki fark ise, bunlar çelişen değil, aksine birbirini tamamlayan şeylerdir. Oyuncu, yönetmenin sesi, eli kolu, yani kısacası işitilirliği ve görünürlüğüdür.

Festival programından izleyici olarak sizi en çok heyecanlandıran diğer temsiller hangileri?
Bence bu yıl çok heyecan verici bir program var. Bir kere yurtdışından gelen bütün oyunlar mutlaka seyredilmeli, kaçırılacak gibi değil. Ama festivale kabul edilen genç toplulukların oyunları da bence mutlaka izlenmeli, aslında ne kadar yaratıcı bir potansiyel olduğunu göreceğiz ve çok eğleneceğiz.

PAYLAŞ