Boğaziçi’nin görkemli yapıtı: Dolmabahçe Camii

Dolmabahçe Sarayı’nın yanında yükselen, Bezmiâlem Valide Sultan tarafından inşasına başlanan Dolmabahçe Camii, 23 Mart 1855 Cuma günü törenle ibadete açıldı.

1125
PAYLAŞ

Dolmabahçe Sarayı’nın yanı başında yükselen, 19. yüzyıl Osmanlı mimarisi özelliklerini taşıyan Bezmiâlem Vâlide Sultan Camii, Boğaziçi’nin görkemli yapılarından biridir. Dolmabahçe Sarayı’nın güneyinde deniz kenarına inşa edilen Bezmiâlem Valide Sultan Camii zaman içinde Dolmabahçe Sarayı’na yakınlığı nedeniyle Dolmabahçe Camii olarak anılmaya başlar. Abdülmecid’in 1853-1855 yılları arasında dönemin ünlü mimarları Garabet Amira Balyan ile oğlu Nikoğos Balyan’a yaptırdığı Dolmabahçe Sarayı ile eş zamanda inşa edilir.

Kevork Pamukciyan’ın ‘Biyografileriyle Ermeniler’ kitabından Amira Garabed Balyan hakkında yazılanları aktaralım: “Hassa mimarı Krikor Balyan’ın oğludur. 1800’de İstanbul’da doğmuş ve 15 Kasım 1866’da İstanbul’da vefat etmiştir. (…) Garabed Amira, üç padişaha (Sultan Mahmud, Abdülmecid ve Abdülaziz) hizmette bulunmuştur. Eserlerinin mühim bir kısmında eniştesi Hovhannes Amira Serveryan ve oğlu Nigoğos Bey’le teşrik-i mesai yapmıştır.”

Caminin banisi II. Mahmud’un eşi ve Abdülmecid’in annesi olan Bezmiâlem (Dünya meclisi) Valide Sultan’dır. Hayatı hakkında çok az bilgiye sahip olduğumuz Bezmiâlem Valide Sultan’ı Reşat Ekrem Koçu, ‘İstanbul Ansiklopedisi’nde şu satırlarla anlatır: “İkinci Sultan Mahmud’un zevcelerinden ve Sultan Abdülmecid’in anası; nefsini dünyâ nümayişlerine kaptırmayarak devletin tahsis ettiği geliri mütemâdiyen hayır işleri yolunda harcamış bir kadın; Türkiye’nin en büyük ilim, sihhat ve şevkat müesseselerinden İstanbul’da Yenibağçe’deki Gurebâ Hastanânesi’nin büyük kurucusu; aslı gürcü olup Osmanlı sarayına pek küçük yaşda ve esirciler eli ile bir câriye olarak getirildiği kuvvetle söylenebilir.”dolmabahçe-camii-eskden

Caminin temeli atılıyor
1853’te caminin temeli atılıp, duvarları yükselirken hayırseverliğiyle tanınan Valide Sultan vefat eder. Cami, oğlu Abdülmecid tarafından hazineden bütçe aktarılıp tamamlanır. İstanbul’da Gureba Hastanesi gibi okul, cami ve çeşme gibi çok sayıda yapının ve vakfın da banisi olan Bezmiâlem Valide Sultan’ın adını taşıyan cami, 23 Mart 1855 Cuma günü törenle ibadete açılır. İnşası iki yıl süren cami, döneminin diğer yapıları gibi seçmeci (eklektik) üslup özelliklerini taşır.

Cami ve camiye bitişik Hünkâr Kasrı’ndan oluşan bir yapı olarak İstanbul siluetinde özel bir yeri olan Dolmabahçe Camii’nin mimari özelliklerini Reşat Ekrem Koçu’dan okumaya devam edelim: “Tek büyük kubbeli ve iki minâreli olub minâreleri birer şerefelidir. Camiinin önünde bir hünkâr kasrı vardır, gayet ince, narin minâreler bu kasrın içinden ve iki ucundan yükselir; şişhâneli, uluklu, yivli minârelerdir. Camiin içi yağlı boya kalem işleri, nakışlar, mihrab ve minberi de Avrupâi motiflerle tezyin edilmişdir. (…)

Camiin plânı bir kare şekli arz eder. Yüksek dikdörtgen bir görünüşü olan camiin duvarları büyük birer kemer şeklinde inşa edilmiş olup tek büyük kubbe doğrudan doğruya pandantifler vasıtasiyle bu duvarların üzerine oturur. Bu tarzdaki kubbe intikali klasik devirdeki kubbe intikallerine tamamen aykırıdır ve bu tarz barok, rokoko, ampir üslublarının belli başlı özelliklerinden birini teşkil eder. Kubbenin ağırlığını ve duvarların yanlara açılmasını köşelerde bulunan dikdörtgen şeklinde yüksek ağırlık kuleleri önler. Orta kısımlarında oldukça iri yuvarlak kabartma birer rozet bulunan bu ağırlık kulelerinin üst köşelerinde yan yana kompozit başlıklı ikişer sütuncuk bulunmaktadır.”

İlk maçın 1947’de yapıldığı İnönü Stadı inşa edilirken çekilen bir fotoğrafta Dolmabahçe Camii.
İlk maçın 1947’de yapıldığı İnönü Stadı inşa edilirken çekilen bir fotoğrafta Dolmabahçe Camii.

İnce ve uzun minareler
Deniz kenarında iki minareli, kare planlı olan Dolmabahçe Camii için yol tarafındaki dikdörtgen planlı Hünkâr Kasrı’ndan girilir. Dört ayağa oturan tek kubbeli yapı, yüksek tavanıyla ferah bir görünüm kazanırken, başka camilerde pek rastlanmayan dairesel pencereleri, kubbenin yanlarında yükselen küçük kuleleri ve iç mekânda yer yer barok karakteri gösteren ampir üsluplu süslemeleriyle dikkat çeker. Dolmabahçe Cami minareleri, asılan mahyaların denizden de görülebilmesi için ince ve uzun inşa edilir. 1948’de Dolmabahçe Meydanı’nın düzenlenmesi sırasında avlu duvarları, kapıları yıkılarak caminin ünlü hattat Ali Haydar Efendi’nin imzasını taşıyan kitabesi şimdiki yerine nakledilir. Güneşin hareketlerine göre namaz saatlerinin ayarlandığı muvakkithane ise, deniz tarafına taşınır.

Aynı yıl cami, düzenlenerek Deniz Müzesi olarak hizmet vermeye başlar. 27 Mayıs 1960’tan sonra bir yıl kadar Yassıada İrtibat Kurulu tarafından da kullanılan yapı, Deniz Müzesi Beşiktaş’taki yeni binasına taşındıktan sonra 1966’da Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edilerek yeniden ibadete açılır. 2007’de büyük bir restorasyon geçiren Dolmabahçe Camii, Boğaziçi’nin görkemli yapılarından biri olarak tarihe meydan okumaya devam ediyor.

PAYLAŞ