‘Üç Oyun–Vurgun’ / Bitiyatro

572
PAYLAŞ

‘Üç Oyun-Vurgun’u kaleme alan Amerikalı oyun yazarı ve bağımsız film yönetmeni Neil Labute, son dönemin başarılı ve tartışma yaratan isimlerinden biri.

Yazdığı bu eserde insanoğlunun içindeki kötülüğü ve kötücüllüğü ortaya çıkaran metinler yer aldığından o dönemde bağlı olduğu kiliseyi kızdırmış biri. Hakkındaki tartışmaları ise “Yüce iyilik ancak korkunç kötülüğün gösterilmesiyle ortaya çıkar’ diye yanıtlıyor.
Biz de, eseri Bitiyatro’nun bugüne kadarki seçimlerine yakışan bir metine sahip olduğu için repertuarımıza aldık. Konusu, vurgun yemiş insanlardan ve onların vurgun sonrası yaşadıkları boğuntuya dayanamayıp yaptıkları itiraflardan oluşuyor.

‘Üç Oyun-Vurgun’u sahneye koyarken, “görmezden geldiğimiz veya bastırmaya çalıştığımız her gerçek, bir gün denizin dibine bastırmaya çalıştığımız lastik bir top gibi, suyun yüzeyine fırlayacaktır. İçimizde sinsi bir yılan gibi dolanıp duran itiraflara kulak verelim” demeye çalışıyoruz.

Eser, konusu gereği yaşanılan coğrafyayla değil sadece insanla alakalı olduğundan çeviri sırasında Türkiye’ye özellikle uyarlanan bir bölüm olmadı. Çünkü eserdeki insanların hepsini bugün yakın çevremizde görmemiz mümkün. Hatta onlarda biri biz de olabiliriz.

Ben de hem oyuncu hem de birey olarak, bir statüye tutunmak için uğruna feda edilen değerler ya da savunmasız bir çocukluk döneminde bizlerden çalınan mağdur edilmiş bir hayat gibi konularla ilgilendiğimden, esere çok daha sıkı bağlandığımı söyleyebilirim.

Çünkü eserin temelinde insan ve ona verilen-verilmeyen değer tartışmaları var. Esere hakim olan itiraf olgusuysa her insanın bir gün gelip yakasına yapışan büyük bir sınav. Bununla çarpışmayan insan tanımadım, kendim de dahil.

‘Üç Oyun-Vurgun’a İskender Altın tasarımı ve yönetimiyle hazırlandık. Tek oyunda üç farklı eser ve kişiler var eserde. Üçü de birbirlerini aynı tema doğrultusunda tamamlıyor. Birbirlerini hiç bilmeyen ve birbirlerinin hayatında hiç olmayan karakterler bunlar. Ama şiddetin çeşitli versiyonlarının başkarakteri olmuşlar. Bazı benzer cümleleri kullanıyorlar, birbirlerinden habersiz…

Sahnelenen üç oyun, üç hikaye de aynı otel odasında geçiyor. Bu üç hikayenin baş kahramanlarına kiralanan aynı odada hiçbir kulağın duymak istemeyeceği itiraflar yapılıyor.

Biz de hazırlanırken bu hikayelerdeki insanların en karanlık noktalarına girmek için atölye çalışmaları ve araştırmalar yaptık.
Karakterlerin yaşamlarıyla ilgili anlatmadıklarını eser metnine sadık kalarak tamamladık.

PAYLAŞ