Kış Dönümü – DOT

1147
PAYLAŞ

Dot tiyatrosunda sahnelemek üzere seçtiğimiz oyunların ortak özelliklerinden biri anlattıkları hikayenin evrensel olmasıdır her zaman. Yazar Zinnie Harris’in ‘Kış Dönümü’ eseri de böyle bir hikayeye sahip olanlardan. İnsan olarak geldiğimiz noktayı, bugünü, nasıl körleştiğimizi, korkularımıza nasıl yenik düştüğümüzü ve kaybolduğumuzu anlatırken buradan çıkabileceğimizi bizlere vurguluyor.

Yazar Zinnie Harris’in oyunlarını okuduğunuzda tarih, mitoloji, şiir ve politika ile harmanlanmış çok zengin bir dünyaya adım atıyorsunuz adeta. Bu unsurları çağdaş bir metinde, günümüzün dil kullanımıyla aktarması ise onu özel kılıyor.

Eseri iki yıl önce ilk okuduğumda hassasiyet ve inceliklerle dolu olduğunu düşünmüştüm. Dot’ta sürekli yeni metinler okuruz ve “Neden ana karakter kadın olduğunda, hikaye bir kadın hikayesi olur? Neden insana dair bir hikaye anlatmak istendiğinde ana karakter hep erkektir?” diye düşünmüşümdür her zaman. Ama hem ‘Kış Dönümü’nde hem de diğer eserlerinde yazar Zinnie Harris bu bahsettiğim kalıbı adeta paramparça ediyor. Kadını, ataerkil toplumun dayattığı herhangi bir kalıba sıkıştırmadan tüm gücüyle yazdığı metinlere taşıyor.

‘Kış Dönümü’ bizler için bir farkındalık hikayesi. Kim olduğumuzu, nasıl bir dünyada var olduğumuzu ve en temelinde de bu soruların cevapları bizi bulduğunda barışı seçebilecek kadar cesur olabileceğimizi, bu gücün her zaman içimizde var olduğunu anlatıyor.

Ben, Maud adlı karakteri canlandırıyorum. 10 yıldır devam eden bir savaş içerisinde, çok ağır şartlarda, kendini toplumdan soyutlamış, tek başına yaşam mücadelesi veren yalnız bir kadın Maud. Yaşamını anlamlı kılan herkesi kaybetmiş biri.
Bu kişilerin en önemlisi de kendisi. Sürekli kendini bulmaya çalışıyor. Sırları var ve onlara hapsolmuş. Sırlarıyla ve korkularıyla en nihayetinde yüzleşmek durumunda kalıyor.

Sahnede zamansız ve mekansız, yani evrensel bir hikaye anlatıyoruz. Bu yüzden dekor da bu algıya hizmet edecek şekilde hazırlandı. Sahnede bir dünya var, bizim dünyamız. Fonda gerçek, yaşayan bir şehir var. Bir adadayız. Gezegenimizi kendine özgü kılan ise su ve toprak, yani doğa oluyor.

Tüm bunlarla izleyiciye şu mesajı vermek istiyoruz: İnsan mücadelenin içine doğar. Savaş gerçeğinin ve bu gerçeğin barışla birlikte kısır bir döngünün içinde olduğunu bir gün fark eder. Gerçek barış ise önce içimizde başlar. Biz kendi bahçemizde barışı sağlayabilirsek, evrende kendimize ait yeri bulabilirsek eğer gerçek huzuru yakalamış oluruz.

PAYLAŞ