Fındıkkıran – İDOB

820
PAYLAŞ

Rus besteci Çaykovski’nin bestelediği Fındıkkıran, librettosu Alman yazar Hoffman’ın 1815 yılında yazdığı ‘Fındıkkıran ve Fareler’ adlı öyküye dayanır. Alexander Dumas bu öyküyü kasvetli havasını yumuşatarak ve daha masalsı bir anlatıma büründürerek 1844 yılında yeniden yorumlar.

St. Petersburg’daki Krallık Tiyatroları’nın 1890’lardaki yönetmeni Ivan Vsevolojsky, Dumas’nın Fındıkkıran öyküsünün iyi bir bale eseri olacağını düşünüp, bale yönetmeni Marius Petipa’dan bir bale yaratmasını ister. Petipa’nın librettosu Çaykovski’ye verilir ve ondan müziği kompoze etmesi istenir. Eserin 1892’de yapılan galası ne yazık ki başarısızlıkla sonuçlanır, eleştirmenler eseri hiç sevmezler. Sonraki yıllarda eser librettosunda ve koreografisinde değişiklikler yapılarak sahnelenir ve kaybolup gitmekten böyle korunur.

Benim de Fındıkkıran eserinde oynama şansım oldu. Ayrıca uzun yıllar içinde bir çok ‘Fındıkkıran’ yorumu da izledim. Yorumumu oluşturmak için ise, her eserde olduğu gibi bir ön hazırlık süreci geçirdim ve bu aşağı yukarı üç sene sürdü.

Bu tür çok bilinen eserleri yeniden yorumlayabilmek, nedenlerin ve niçinlerin cevabını bulabilmek kolay bir iş değil. Bir seneye yakın bir süre hikayeyi ve müziği tekrar ve tekrar dinledikten sonra genelde tüm yorumlarımın ortak özelliği olan insan ögesinden yola çıkmaya karar verdim.

Hazırladığım bütün çalışmalara hayat görüşümü katıyor, ana tema olarak aşk, nefret, hayal kırıklığı ve en önemlisi kadına karşı şiddeti işliyorum. Ben, izleyeceğiniz Fındıkkıran eserinde modern dans ve klasik baleyi bir arada kullandığım bir Neo-klasik
yorum yaptım. Genellikle eserlerde modern dokunuşlar yapan koreograflar eserin tüm müziklerini kullanmazlar ama ben 24 parçanın 23’ünü hazırladığım yorumda kullandım.

38 yıllık sahne sanatı geçmişimdeki izlenimlerim sonucunda öğrendim ki, bazı şeylerin kıymeti ancak kaybedildikten sonra anlaşılıyor. Bu, benim bale sanatına dair izlenimim ama elbette hayatın her alanında geçerli bir durum bu. Bu fikrimin bir yansıması olarak Işık Noyan’la beraber yazdığımız librettoda hikayeyi eski bir balerinin üstüne kurguladık.

Uzun yıllar dans edip emekli olduktan sonra fotoğraf albümlerini karıştırıp eskiyi yad eden bu balerin bir anda kendini Fındıkkıran’a has o masal atmosferinin içinde buluyor. Gerisini de izleyicilerin yorumuna bırakıyorum.

PAYLAŞ