Topraksız tarımın faydaları

Önceki yazılarımda farklı topraksız tarım sistemlerinden bahsetmiştim. Peki, topraksız tarım nedir ve onu neden kullanmalıyız?

2034
PAYLAŞ

Geleneksel, organik ve topraksız tarım arasında çok büyük farklar bulunuyor. İlk ve en bariz fark, topraksız tarımda yetiştirme ortamı olarak toprak kullanılmıyor olması. Suyu emecek toprak olmadığından su tasarrufu yapılıyor (bazı araştırmalara göre yüzde 90’a kadar) ve çoğu topraksız sistemde su düzeneğin içerisinde dolaşıyor, böylece bitkiler istediği kadar su çekiyor ve çok az buhar kaybı yaşanıyor. Bu hem ekosisteme fayda sağlıyor hem de yetiştiricinin paradan tasarruf etmesine olanak veriyor.

Topraksız tarımın çiftçilerin paradan ve zamandan tasarruf etmesine yardımcı olan diğer bir özelliği de fazladan işgücüne ihtiyaç duymaması. Bir tarla veya bahçede çalışmak için makine ve insan gücüne ihtiyaç duyulurken, çok az denetime ihtiyaç duyan bir teknoloji kullanan topraksız sistemler genellikle otomatik olarak çalışır ve sessizdir.

Topraksız sistemlerin bir avantajı, şehir için çok değerli olan ‘mekân kullanımı’dır. Örneğin bir metrekarede topraklı tarım yaparken yaklaşık 10 adet göbek marul yetiştirebilirsiniz ve bu durumda sağlıklı kök ve yapraklar yetişmesi için yeterli alan sağlanmış olur. Topraksız sistemlerde ise bir metrekarede 25 adede kadar göbek marul yetiştirebilirsiniz ve üstelik NFT (besleyici film tekniği) sistemleriyle bitkileri dikey olarak istifleyebilir ve hasat miktarınızı düzeneğinizin elverdiği kadarıyla çoğaltabilirsiniz.

Pek çok kaynağa göre tarım için gezegenimizin yüzeyinin yüzde 40’ına yakını kullanılıyor. Yiyeceğimizi topraksız tarımla yetiştirmeye başlarsak ormanları, yabani yaşam alanlarını ve bunların doğal dengesini eski haline getirmek için doğaya ne kadar çok araziyi geri verebileceğimizi hayal edebiliyor musunuz? Bu aynı zamanda gıdaların tabağımıza gelene kadar çok daha kısa bir mesafe kat etmesi ve gıda taşımacılığının yol açtığı karbon ayak izinin azaltılarak çevre açısından büyük bir rahatlama sağlanması anlamına geliyor.

Daha önce topraksız tarımın nasıl yapıldığını görüp ürünlerini tattıysanız sebzelerin daha sağlıklı ve büyük göründüğünü fark etmiş olabilirsiniz. Bu durum hormon, kimyasal madde veya kötü şöhretli GDO’lu tohumların bir sonucu değil. Toprakta yetişirken bitkinin, başka bitkilerin kökleri, yabani otlar, zararlı böcekler ve toprakta kristalize olan besinler gibi yeraltındaki diğer maddelerle ‘rekabet’ etmesi gerekiyor ve bu nedenle kökleri temiz bir besin kaynağından mahrum kalıyor.

Topraksız tarımda ise besinler su yoluyla daha kesin bir ölçüde doğrudan köklere veriliyor ve böylece bitkilerin daha kısa bir sürede gelişmesi mümkün oluyor. Evet, topraksız tarımda bitkiler daha hızlı büyüyor. Öyleyse sorun ne? Topraksız tarım bu kadar iyiyse neden daha çok şehirde kullanılmıyor?

Birincisi, uzun vadede önemli ölçüde daha ucuz olsa da, endüstriyel bir topraksız tarım sistemi kurmak başlangıçta ciddi bir yatırım gerektiriyor; nüfusun olmadığı bir bölge, sağlıklı tohumlar, temiz su ve insan gücü bulunması gerekiyor. İkinci olarak, geleneksel tarımla uğraşan çiftçilerin topraksız tarıma başlamak için teorik bilgiye ve eğitime ihtiyacı var. Ciddi tartışmalara yol açan diğer bir konu ise ‘organik’ tarımla ilgili. Çoğu topraksız tarım sisteminde bitkiler için normal ‘organik’ gübre kullanmak mümkün değil; gübre olarak çözünmez besinler kullanılması gerekiyor. Bu besin ve mineraller de özünde organik ancak bu süreç için ‘organik’ sertifikası çok sayıda topraksız bitki üreticisinden esirgenmiş durumda. Bu noktada bürokrasi ve tanımlamalar ağırlıklı olarak devreye giriyor. İşin özü şu ki topraksız tarıma geçmek duruma bağlı bir karar ve hem organik hem de topraksız tarım çok yüksek standartlarla karşı karşıya.

PAYLAŞ