Yeni nesil imece kültürü

Düzce Umut Atölyesi, farklı disiplinlerden akademisyen ve gönüllü yurttaşların ‘Birlikte Mücadele, Birlikte Tasarım’ sloganıyla bir araya gelmesiyle kuruldu. Oluşum, Düzce depremine kiracı olarak yakalanmış ve ev sahibi olmadıkları için desteksiz kalmış yurttaşların kurduğu Düzceli Evsiz Depremzedeler Konut Kooperatifi’nin çağrısı üzerine bir araya geliyor. Studio-X olarak toplantılarına destek olduğumuz bu oluşumla çalışmaları üzerine konuştuk.

856
PAYLAŞ

Düzceli kiracı depremzedelerin açık çağrısını duyan birçok kişi bir yıl önce tam da bu zamanda bir araya geldiniz, neler oldu bu bir senede?
Depremzedelerin 2001’den beri sürdürdükleri mücadeleyi kısmen biliyorduk. Davalarını kazanıp, arsalarını aldıklarında durumdan ‘1 Umut Derneği’ aracılığıyla haberdar olduk ve neler yapabileceğimizi tartışmaya başladık. Önümüzde iki seçenek vardı: Proje, ya gönüllü bir mimarlık ofisi ile hızlıca çalışılarak hazırlanacaktı ya da daha kamusal hale getirilerek farklı disiplinlerden meslek insanlarına çağrı yapılıp birlikte tasarlamanın ve üretmenin pratiği oluşturularak hazırlanacaktı. Kamusallaşmayı tercih ettik ve açık çağrıda bulunduk. Çağrımızı en geniş düzeyde yapmaya çalıştık. İlk toplantımızda çağrıya cevap veren arkadaşlarla birlikte tartışmalarımızı yaptık. Sonucunda ortaya çıkan yaklaşımı da depremzedeler kooperatifiyle paylaştık.

Aranızda hangi mesleklerden insanlar var, kim nasıl katkı sağlıyor?
Düzce Umut Atölyesi; İstanbul Teknik Üniversitesi, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi ve Yıldız Teknik Üniversitesi’nden akademisyen ve öğrenci arkadaşlarımız, mimar, inşaat mühendisi, şehir plancısı, sosyolog, hukukçu, çevre mühendisi, mali müşavir, tasarımcı, kimya mühendisi, iletişimci ve atölye çalışmalarımızın ihtiyacına göre destek sunan gönüllülerden oluşuyor. Bu bir yıl içerisinde, birlikte tasarım aşamasında, derinlemesine mülakatlar yaptık, maketler üzerinde vaziyet planları ve daire tasarım çalışmalarımız oldu, ek gelir getirici işlerin neler olabileceği üzerine tartıştık. Bu süreçte her birimiz kendimizi işlevli kılmanın yollarını bulduk, fikirlerimiz birlikte çoğaldı. Mesleki egolarımızdan sıyrılarak birlikte çalışmanın yollarını aradık.

Gelinen noktaya bakınca yaptıklarınızın imece kültürünün bu dönemin şartlarına uygun bir formatta tekrar hayat buluşu diyebilir miyiz?
Kısmen öyle diyebiliriz. Tarihine ve bugüne gelişine baktığımızda bunu aşan noktaları da var. Örneğin deprem sonrasında, konut üretim süreçlerinde ve hak sahipliği tanımında kiracıların mevzuatta dahi yok sayılmaları karşısında depremzedelerin aldığı tutum ve mücadele kararlılıkları bu noktalardan biridir. Bir araya gelmeleri ve tanımladıkları ortaklık hukukunun suistimale kapalı olması, temsiliyet konusunda kooperatif mevzuatını demokratikleştirici esaslara sahip olan örgütlenme biçimi geliştirmeleri, bu süreci 13 yıl boyunca sabırla takip etmeleri, uğradıkları haksızlıkları fiili ve hukuki mücadele yoluyla aşmış olabilmeleri de öyle… 42 dönümlük bir alanı sadece konut ölçeğinde değil, bütün bir mahalle olarak tasarlama sürecine dönüştürmek istediler. Tasarım ve planlama süreçleriyle birlikte, imalat sürecinin içinde de yer alacaklar. Tüm bunlar haliyle ‘akut bir işe ve vakte dayalı’ imece kültürünü aşmakta. Depremzedelerin kendilerine motivasyon kaynağı olarak seçtiği örnek de yine deprem sonrası 2001’de Düzce’nin Gölyaka ilçesinde gerçekleşmiş olan ‘İmece Evleri’ deneyimi. Tüm bu konularla ilgili bilgileri şu sitelerden de takip etmek mümkün: www.duzceumutatolyesi.wordpress.com www.facebook.com/duzceumutatolyesi
www.twitter.com/duzceumutatolye

PAYLAŞ