Alsas

Fransa’nın doğu sınırında yer alan Alsas bölgesi, 170 kilometrelik şarap yolu rotasındaki küçük köy ve şehirlerinde rengarenk evleri, eşsiz mimarisi ve gurme lezzetleriyle turistleri ağırlıyor.

1831
PAYLAŞ

‘Alice Harikalar Diyarı’nda’ uyarlaması bir film çekmem istenseydi herhalde güzergâh olarak Fransa’nın 27 bölgesinden biri olan Alsas’ı tercih ederdim. Fransa’nın doğu sınırında yer alan Alsas bölgesi Almanya ve İsviçre ile komşu. Ancak bu eşsiz coğrafi konumu, yıllar içinde yaşanan pek çok anlaşmazlığın çözülmesiyle şekillenebildi. Kutsal Roma İmparatorluğu’ndan sonra 17. yüzyılda Fransa’nın bir parçası olan Alsas, fazla zaman geçmeden Almanya ile sınır sorunları yaşadı. Küçük bir bölge olmasına rağmen 75 yılda dört defa el değiştirdi. Bir zamanlar Alman iken daha sonra Fransız oldu. 1871 yılındaki Franko-Prusya savaşının kaybedilmesiyle yine Alman oldu. Birinci Dünya Savaşı sonrası ise tekrar Fransız oldu. Adeta bir tenis topu gibi gitti geldi.
Bu karma kültürün bir bölümü bölgesel diyalektte rahatlıkla fark ediliyor. Bir kafede oturup yanınızdaki masada konuşulanları dinleseniz, Almanya’da olduğunuzu düşünebilirsiniz. Oysa muhtemelen çok kaba bir Fransız diyalekti konuşuyorlardır. Aslına bakarsanız Alsas, Almanca lehçesine sahip Fransızca konuşan küçük bir Fransa gibi… Öte yandan bu bölgede yaşayanların isimlerindeki harmanlama da dikkat çekici. İsimleri Fransız olup soyadları Alman olan büyük bir nüfus var. Bu da Alsas’ın tek başına farklı bir kültüre sahip olduğunun en güzel örneklerinden biri.

Rengarenk 15. yüzyıl evleri
Ren Nehri ile Vosges Dağı arasında sıkışan, 190 km uzunluğunda, 90 km genişliğinde olan Alsas bölgesi, küçük köyleri, dar sokakları, renkli ve sıcak yerel pazarları ile özellikle son dönemde gezginler tarafından parmakla gösterilen bir güzergâh.

En önemli cazibesi ürettiği eşsiz şarap ve peynirler ile tablo görünümüne sahip köyleri. Elbette bahar ve sonbahar ayları gezginler için ideal dönem ama bence Alsas her mevsim güzel. Bölgenin güzelliğini keşfetmek için rotanın başlangıç noktası ise Colmar olmalı.

Ancak buraya direkt uçuş yok. Öncelikle Fransa, Almanya ve İsviçre’nin tam ortasındaki Basel Mulhouse Havalimanı’na uçmalısınız. Sonrasındaysa tüm detayları görebilmek için en güzel çözüm bir araç kiralamanız olacak. Böylelikle 170 kilometrelik ‘Alsas Şarap Yolu’nu takip edebilir ve şehirler arasındaki şarap bağlarını da rahatlıkla ziyaret edebilirsiniz.

İkinci Dünya Savaşı’ndan çok az hasarla çıkan Colmar şehri, 15. ve 16. yüzyıldan kalma yapılarıyla, Ren Nehri kıyısındaki rengarenk evleriyle ve restoranlarındaki gurme lezzetleriyle öne çıkıyor. Rengarenk mimarisini yakından ve kısa sürede incelemek isterseniz kanalda tekneyle gezebilirsiniz. Şehrin önemli yapılarından biri, eski şehirdeki Saint Martin Kilisesi. 1200’lerde inşa edilen kilise, dönemin gotik mimarisinin izlerini taşıyor. Tarih ve sanata meraklıysanız, ilginizi çekecek yer Unterlinden Müzesi olacak. Küçük bir müze olmasına rağmen Roma İmparatorluğu’ndan kalan eserlerden Ortaçağ şarapçılığına, nefes kesen tablolardan kültürel miras taşıyan düğün kıyafetlerine kadar uzanan geniş bir koleksiyonu var. Şehrin bir başka önemiyse Amerika’daki Özgürlük Heykeli’nin tasarımını yapan heykeltıraş Frédéric-Auguste Bartholdi’nin doğduğu yer olması.

Colmar’dan ayrılıp ‘Alsas Şarap Yolu’na devam ederken karşınıza neredeyse adım başı bağlar, küçük köyler ve feodal şatolardan oluşan bir rüyalar alemi çıkacak. Bölgenin merkez şehri Strazburg’a doğru ilerlerken uğrayabileceğiniz en güzel kasabalardan biri Riquewihr. 16. yüzyıldan kalma mimarisi ve yerel şaraplarıyla bilinen Riquewihr, çoğu kişi tarafından Fransa’nın en güzel kasabası olarak anılıyor.

Yolunuz üzerindeki Riquewihr, Kaysersberg, Andlau, Ottrott ya da Obernai gibi kasabalardaki eski evlerin pek çoğu rengârenk boyanmış, yarısı ahşaptan yapılmış ve tepesindeki sivri çatılarıyla birer tablo niteliğinde. Ortamda kesinlikle bir Alman hissiyatı var ama detaylara bakınca Fransız zarafeti gözlemleniyor. Eskiden her iş kolunun kendine özel bir rengi de varmış. Kasaplar, ayakkabıcılar, pastaneler ya da kafeler ayrı ayrı renklerle kendilerini ayrıştırırmış.

Bu da ortaya oldukça keyifli bir görüntü çıkarıyor. Pek çok evin giriş katı dükkân, kafe veya pastane olarak hizmet veriyor. Bölgenin sunduğu yemek olanakları karşınıza oldukça uzun ve katmerli bir mönü olarak çıkıyor. Her gezginin damak zevkine uygun, leziz yemekler tatma imkânınız var.

Alsas Şarap Yolu’nun son durağı ise, bölgenin başkenti Strazburg. 1988’den beri UNESCO’nun İnsanlık Mirası Listesi’nde yer alan Strazburg, hem kent merkezi hem de çevresindeki Ortaçağ ve Rönesans mimarisinin etkisiyle bir açık hava müzesini andırıyor. Şehrin bu listeye girmesinin en önemli sebeplerinden biri de merkezindeki Strazburg Katedrali ve Küçük Fransa (Petite France) olarak adlandırılan mahallesi.

Mutfakta Alman-Fransız bileşimi
Alsas mutfağında Fransız lezzetlerinin yanı sıra sosis, patates ve soğan kızartması gibi Alman kültürü etkilerini de görmek mümkün. Tatmanız gereken lezzetler arasında ‘forchoucroute garnie’ (tuzlama lahana ve sosis) başı çekiyor. Bunun yanı sıra ‘Baeckeoffe’ (bol etli, soğanlı ve patatesli güveç), ‘Rösti, poulet au Riesling’ (Riesling şarabı ile aheste aheste pişirilen tavuk) ve ‘Spätzle’, Alman isimlerine kıyasla oldukça Fransız olup damağınızı zenginleştirecek tatları sunuyor.

500 yıllık resmi görün
Colmar’daki Unterlinden Müzesi’nde 10 tablo ve sadece 35 çizimi hayatta kalmış olan Rönesans ressamlarından Alman Matthias Grünewald’ın ‘Isenheim Altarpiece’ adlı 500 yaşındaki 4 parçalık eseri, müzenin en önemli varlıklarından.

Yol üstündeki şatoları gezin
Alsas Şarap Yolu üzerinde ilerlerken, çoğunu yoldan bile görebileceğiniz ihtişamlı şatolardan en az birine mutlaka uğrayın. Aralarından en popüler olanı ‘Chateau du Haut-Koenigsbourg’. Orschwiller yakınlarındaki şato, zamanında savaşlarda zarar görmemek için dağın tepesindeki kayalıklar üzerine yapılmış stratejik konumu sayesinde eşsiz bir manzara vadediyor.

PAYLAŞ