‘L’elisir d’amore’ – Gaetano Donizetti

669
PAYLAŞ

‘Aşk İksiri’nde (‘L’elisir d’amore’) olaylar İtalya’da geçer. Güzel, zengin ve gururlu bir kadın olan Adina ile saf, yoksul, silik delikanlı Nemorino’nun umutsuz başlayıp mutlu sonla biten aşk hikayesidir.
Gerçek aşk nedir? Fedakarlık mı, sevdiğin kişi uğruna her şeyden vazgeçmek mi? Onun mutluluğu için aşkını yüreğine gömüp ilişkiye son vermek mi? Eserimiz bu soruların yanıtlarını arıyor. Bir başka deyişle, aşkı sorguluyor.

Gaetano Donizetti’nin 19. yüzyılın ilk yarısında yazdığı ‘Aşk İksiri’, bestecinin yapıtları arasında çok sevilen ve sıklıkla sahnelenen bir operadır. Opera yazınına baktığımızda eserin komik opera türünün en seçkin örneklerinden biri olduğunu görürüz.

Ben, ‘Aşk İksiri’ni sahnelemeye karar verdiğimde oyunu kendi döneminde ve ortamında bırakmamaya kararlıydım. Bundan iki yüzyıl önce köyde, bir çiftlikte, samanlar arasında yaşanacak bir aşk hikayesinin günümüz seyircisine fazla bir şey ifade etmeyeceğini düşündüm her zaman.

Amacım masal anlatmak yerine ayakları yere basan gerçekçi, hoş bir aşk hikayesini sahneye taşımak oldu. Bu nedenle oyunu köyden şehire, Napoli’ye taşıdım. Dönem olarak da 2. Dünya Savaşı’nı seçtim. Yıl 1943. Amerika Birleşik Devletleri’nin Amalfi Kıyıları’na çıkarak İtalya’yı işgale başladığı, Napoli’ye girdiği, İtalya’nın da kısa bir süre sonra teslim olduğu süreçteyiz.

Napoli’de bir kafe işleten Adina ile yanında garson olarak çalışan Nemorino var. ABD Deniz Kuvvetleri’nin kumandanı Belcore ise Nemorino’nun aşkını engelleyen, Adina’nın gözünü boyayıp aklını çelen, genç kadını etkileyen rakip. Öte yandan asıl vurgulamak istediğim kültürel farklılıktı. Bu işgal sırasında İtalyan halkı ilk kez Amerikan kültürü ve yaşam tarzıyla karşılaşıyor. ‘Aşk İksiri’ne yaptığım eklemelerden biri, uvertür çalınırken gösterdiğimiz film oldu. 1943’te işgal sırasındaki orijinal görüntüleri kullandık. Çünkü operanın daha başında, seyircinin dönemi doğru kavramasını ve esere adapte olmasını istedim.

Dekorun dokusunu ve renklerini ya da kostümleri hep bu doğrultuda düşündüm. Napoli benim çok sevdiğim, İstanbul’a benzettiğim bir şehir. Oyunun konseptini inanılmaz keyif alarak oluşturdum, provalardan da müthiş zevk aldım.

İzleyiciler de her şeyden önce çok eğlenecekler, içleri açılacak. Olağanüstü güzel bir müzikle buluşup buram buram aşk kokan bir hikayeye ve ilginç bir döneme tanıklık edecekler.

PAYLAŞ