‘Rigoletto’ – Giuseppe Verdi

614
PAYLAŞ

Başyapıt olduğunu düşündüğüm bu eseri sahneye koymaktan çok mutluyum. Rejiyi hazırlarken eserin ana temasının lanet olduğunu düşündüm hep. Kısa prelüdde de hep bu tema hakim.

Eserin konusu Victor Hugo’nun ‘Kral Eğleniyor’ oyunundan alınmış. Bu oyun, döneminde hep sansür ve yasaklanmalara maruz kalmış, halkın saraya olan nefretini körüklediği için. Günümüzden çok da uzak değil o yüzden bu eser aslında. Verdi ve librettist Francesca Maria Piave de bu durumu bilerek girmiş bu işe. Konuyu biraz daha yumuşatarak işlemişler.

Sarayın kokuşmuş, köhneleşmiş yaşamını yansıtıyor Rigoletto eseri. Kızına obsesif bir bağlılığı var saray soytarısı Rigoletto’nun. Soyluların yanında ne kadar aşağılık bir karakterse, evinde de bir o kadar sevecen bir baba. Ama bence o sevecenlik içinde birçok şizofrenik öğe barındırıyor.

Adını ve ne iş yaptığını kızından saklayan, onu eve hapsetmiş, kimseyle görüştürmeyen bir baba… Sarayda yaşadığı olaylardan kızını sakınırcasına adeta… Ben bunun gerçek bir baba sevgisi olduğuna inanmıyorum.

Soyluların başı Mantua Dükü’nün tetikçisi adeta Rigoletto. Bir silahla değil, diliyle… Sarayın soylularıyla dükü eğlendirmek adına devamlı dalga geçer Rigoletto. Fakat bir gün baltayı taşa vurur ve Kont Monterone tarafından lanetlenir. Bunun ardından eser devamlı karanlığa doğru ilerler. Rigoletto’nun en korktuğu şey olan kızının namusunun lekelenmesi, tetikçiliğini yaptığı dük tarafından gerçekleştiği gibi, bu olay kızı Gilda’nın ölümüne kadar devam eder.

Biz rejide dönem içinde stilize ettik her şeyi. Buna bizi biraz da sahnemizin imkansızlıkları itiyor. Dönem içinde zamansız bir dünya yarattık. Saray soylularını ve başları olan dükü kan emiciler olarak düşündüm. Kont Monterone ise bir vampir avcısı bence. Van Helsing gibi… Gilda çok komplike bir karakter değil, o yüzden üzerinde çok durmadım. Saf bir kız çocuğu ve ilk gördüğü adama aşık oluyor. Bu da çok normal. Ama Maddalena 128 adamdan sonra aşkı yaşıyor. Bu bence daha kutsal.

‘Rigoletto’, reji açısından çok komplike bir eser değil. Çünkü metin ve müzik ne yapacağınızı söylüyor size. Bunu düşünerek ve hissederek yorumlamak önemli olan…

Biz İzmir’de 3. Nesil Rigoletto’yu sahneliyoruz. İlk Rigoletto 1 Aralık 1990, ikinci Rigoletto 21 Aralık 2000’de yapıldı. Bu prodüksiyon ile kaç sezon devam edeceğimiz belli değil henüz. Bu sezon içinde dört temsilimiz daha var. İlki 12 ve 14 Kasım tarihlerinde olacak. Sonra Mart ayında oynayacağız tekrar ama günleri belli değil henüz. İlerleyen günlerde başka temsiller de eklenebilir tabii.

PAYLAŞ