Orta Asya’nın kapısı: Türkmenistan

İpek yüklü kervanların, büyük savaşçıların vazgeçilmez güzergahı olan Orta Asya’daki Türkmenistan, halkının misafirperverliği ve ihtişamlı yapılarıyla öne çıkıyor.

1682
PAYLAŞ

Uçsuz bucaksız Orta Asya, uzayıp giden belli belirsiz yollar… Bir zamanlar ipek yüklü kervanların ya da Cengiz’in, Timur’un çekirge sürülerini andıran ordularının geçtiği yollar… Tarihi İpek Yolu’nda gidenleri en çok ürküten güzergahlardan birisi olmuş bugünkü Türkmenistan toprakları. “Köle avcılarının ülkesi” diye nam salmış.

Şimdilerdeyse Türkmenistan’ın başkenti Aşkabat, Orta Asya’nın kapılarından biri sayılabilir. Daha ilk adımdan itibaren Türkçeyle anlaşabilmek keyif veriyor. Bizi buraya çeken nedenlerin başında tarih ve kültürümüzün izlerini sürme gayesi var. Okul yıllarından beri nakarat gibi telaffuz ettiğimiz ‘Dandanakan Savaşı’, bu topraklarda meydana gelmiş. Ülkeleri ayıran 3.000 kilometrelik mesafe ve bin yıllık tarih var ama birleştiren de çok şey var gibi…

Türkmenistan, 1991’de kazandığı bağımsızlığına kadar dış dünyaya kapalı kalmış. Bugün beş milyona yaklaşan nüfusa, zengin petrol ve doğalgaz yataklarına sahip. Başkent Aşkabat, Karakum Çölü’nün hemen kenarında şaşırtıcı ölçüde geniş ve bakımlı yeşil alanlara, uzun caddelere, neredeyse tamamı mermerle kaplı gösterişli güzel binalara sahip. Caddelerde trafik ışığı olmasa da, yaya geçitlerinde arabaların karşıdan karşıya geçenlere yol vermesi, bizi biraz şaşırtıyor.

Sanki bütün Türkmenistan Çöl Pazarı’nda
Şehrin birkaç kilometre dışında kurulan kalabalık ‘Çöl Pazarı’, ıssız bir yerleşim izlenimi veren Aşkabat’ta insanların nereye kaybolduklarını gösteriyor.

Sebze, meyve, turşu, süpürge, takı, kalpak tezgahlarının başındaki kadınların hepsi yerel, uzun, renkli giysiler içinde. Genellikle incelikleriyle dikkati çekiyorlar. Bir de güldüklerinde altın dişe ne kadar meraklı oldukları fark ediliyor. Arada bir göze çarpan sarışın kadınlar ise bu ülkede yaşayan Rus kökenliler. Pazarın geniş bölümü Türkmen halısına ayrılmış. Fiyatlar uygun ama halıyı yurtdışına çıkarabilmek için resmi sertifika gerekiyor. Bu arada Aşkabat’tan ünlü ‘Halı Müzesi’ni görmeden ayrılmamak lazım.

Türkmenistan’da şehirler birbirinden uzak olsa da, petrol ve doğalgazdan gelen zenginlikle devlet bedavaya yakın bir bedelle uçak bileti satıyor. Böylece insanlar 600 kilometre uzaklıktaki başkente günübirlik pazar alışverişi için gidebiliyor. Yabancılara uygulanan tarife farklı da olsa, bizler için oldukça uygun.

İpek Yolu’nun en önemli durağı: Merv
Bir saatlik uçuşla gidilen Mary kentinin yakınındaki Merv, Selçuklu Devleti’nin doğduğu topraklardaki eski bir yerleşim. 2.500 yıl önce kurulmuş şehrin bugünkü harap halini görünce, bir zamanlar İpek Yolu’nun önemli duraklarından birisi, medrese ve kütüphane zengini bir şehir olduğuna inanmak zorlaşıyor. Ancak çölün hemen yanı başında ayakta kalmış kilometrelerce uzunluktaki surlar hayal etmemizi kolaylaştırıyor.

Kendi haline terk edilmiş görünümü veren Merv’de gezerken, eski model araçlarla gelenlerin oluşturduğu kalabalık dikkati çekiyor. İslamiyeti Orta Asya’ya taşıyan kişilerin en önemlilerinden birisi olan Yusuf Hemedani’nin türbesi var orada. Özellikle Sovyet döneminin din karşıtı tutumu, insanları saygınlık kazanmış dini kişiliklere ve onların mezarlarına yöneltmiş. En güzel giysilerini, bazen de ulusal kıyafetlerini giyenler, sağ elleriyle türbenin duvarına dokunarak tavaf ediyorlar.

Urgenç için yanınıza kurdele ve para alın
Aşkabat’tan yine uçakla yaklaşık 1.5 saat uzaklıktaki Köhne Urgenç ilgi çekici bir kent. Uçakta karşılaştığımız bir Türkmen hanım merakımızı artırıyor. Köhne Urgenç’teki kutsal mekanları hem kendisi hem de komşuları adına ziyaret için yola çıkmış. Aşkabat’taki komşularının dileklerini yazdığı kağıtları yine onların verdiği paralarla beraber orada ağaç altına veya diğer kutsal yerlere bırakacakmış.

Çünkü, Türkmenistan topraklarındaki en önemli Ortaçağ kalıntıları burada. Harzemşahlar döneminden kalma yapılar var. Moğolların tahribatına rağmen özellikle mavi çini süslemeleriyle dikkat çeken bazı kümbetler ayakta kalmış. Orta Asya’nın en yüksek minarelerinden birisi de orada. Kutluğ Timur camisinden bugüne kalan tek unsur olan tuğladan dev bir minare…

Bu etkileyici Ortaçağ yerleşimini geride bırakarak Daşoğuz’a geri dönmek gerekiyor. Burası Özbekistan sınırına birkaç kilometre uzaklıkta. Hedef, İpek Yolu üzerindeki bir sonraki etap olan Hiva. Sınırdaki görevliler Türkleri görmekten şaşkın, hoş sohbetle bizleri uğurluyorlar. Çıkış işlemleri girişe göre çok daha rahat.

Yine sınırda tanık olduğumuz bir diyalog bu topraklardaki kendi halinde insanların bizi nasıl gördüklerini yansıtıyor. Sınır hattında valizlerimizi aktarmak için Türkmen otobüsüyle Özbek otobüsü yan yana geldiklerinde Özbek şoför soruyor, “Turistler hangi milliyetten” diye. Diğerinin yanıtı ise, “Yok onlar turist değil, onlar Türk” oluyor. İşte böyle bir ülke Türkmenistan!

PAYLAŞ