Osmanlı’da telgraf

Osmanlı İmparatorluğu döneminde ilk telgraf haberleşmesi 10 Eylül 1855 tarihinde yapılmaya başladı. İlk telgrafı çeken kişi ise Beylerbeyi Sarayı’nda kurulan sistem ile I. Abülmecid oldu.

2305
PAYLAŞ

Günümüz yoğun haberleşme ağının başlangıç noktası sayılabilir telgraf. Osmanlı İmparatorluğu döneminde haberleşmeyi sağlayan insan gücünün yanında hem halkın hem de sarayın daha hızlı iletişim kurmasına ön ayak olmuştu.

Osmanlı İmparatorluğu’nda II. Mahmut dönemine kadar düzenli bir posta sistemi kurulmamıştı. Güvenilir ve yol şartlarına dayanıklı olmaları koşuluyla seçilen ulaklardan oluşan bir posta ve haberleşme örgütü mevcuttu. Bu ulaklar aracılığıyla merkez ve eyaletler arasında iletişim sağlanırdı. Osmanlı saray teşkilatında, sultanların maiyetinde bulunan, mesajları uzak mesafelere koşarak iletmekle görevli sırma işlemeli elbiseli, mücevherli gümüş kuşak ve altın hançer kuşanmış, başlarında sorguç olan ‘peyk’ler bulunmaktaydı. Koşma yeteneklerinden dolayı ilk zamanlar padişahların buyruklarını tebliğ için istihdam edilen peykler, bir tür acele posta hizmeti görmüşlerdi. Bu sistem Tanzimat Dönemi’ne kadar yalnızca devletin işlerinin yürütülmesinde kullanılmış, halkın bu hizmetten hiçbir şekilde faydalanmasına izin verilmemişti.

Abdümecid 1847 yılında Beylerbeyi Sarayı’nda ilk telegrafı çekti.
Abdümecid 1847 yılında Beylerbeyi Sarayı’nda ilk telegrafı çekti.

Telgrafın gelişi
II. Mahmut’un çalışmalarından esinlenen oğlu Abdülmecid, Tanzimat Fermanı ile 1840 yılında ilk posta teşkilatını, ‘Posta Nezareti’ ismiyle kurdu. Posta Nezareti’nin kurulması ile birlikte haberleşme örgütü, Osmanlı Devleti içinde halkın posta ihtiyaçlarına cevap vermeye başladı. Merkezlerde ve taşrada postaneler açıldı. İlk postane İstanbul’da Yeni Camii avlusunda Postahane-i Amire adı ile açıldı. Postanelerin çalışmaları ise ilk defa 16 Kasım 1840 tarihinde yapılan I.Posta Kanunu ile düzenlendi. Telgraf yoluyla ilk iletişim ise yine aynı döneme 1842 yılına tekabül eder. İlk elektromıknatıslı telgrafı icat eden Samuel Morse, ilk mesajını tel yoluyla Baltimore’dan Washington’a gönderir. Tam üç yıl sonra ise Osmanlı İmparatorluğu’ndan Prof. J. Lawrence Smith, Amerika’dan gönderilmek üzere iki adet telgraf aracı ısmarlar.

Telgraf araçları geldiğinde, Smith, daha sonra Robert Koleji’nin kurulmasına ön ayak olacak Amerikalı seyyah Cyrus Hamlin ile birlikte Bebek’te üç gün boyunca denemeler yaptı. Mesajları gönderip alabildiğinde ise Abdülmecid’e bir gösteri yapmaya karar verdi. 9 Ağustos 1847 tarihinde iki adet telgraf aracı Beylerbeyi Sarayı’nda tahtın bulunduğu odaya ve daha uzağındaki bir odaya kuruldu. Mesajlar her iki yönde olmak üzere Abdülmecid’in huzurunda gönderilip alındı. Abdülmecid ertesi gün gösterinin tekrarını istedi. Başarıyla sonuçlanan gösteri sonunda İstanbul’dan Edirne’ye bir telgraf hattı çekilmesini istedi ve çalışmalar başladı.

Abdülmecid’in isteğiyle, İstanbul’dan Edirne’ye bir telgraf hattı çekildi.
Abdülmecid’in isteğiyle, İstanbul’dan Edirne’ye bir telgraf hattı çekildi.

Abdülmecid ayrıca Amerika’ya, sultanın elektrikli telgrafı gördüğünü ve Morse’un “yetenekli bir Amerikalı bilim adamı, Mesih, ulusunun önde gelen bir örneği olduğunu, başarılarının artmasını dilediğini” belirten bir imparatorluk sertifikasıyla birlikte elmastan yapılmış bir madalya gönderdi. Madalyadan memnuniyet duyan Morse, daha sonra sultana telgrafa benzeyen bir araç gönderdi. Abdülmecid, bu aracı Askeri Mühendislik Okulu’na vermiştir.

Osmanlı döneminde telgraf hizmeti ise resmi olarak 10 Eylül 1855 yılında yani telgrafın icadından 11 yıl sonra başladı. Bu hizmeti hayata geçirmek adına Telgraf Müdürlüğü kuruldu. Bugün Giresun’un bir ilçesi olan Alucra’da kurulan telgrafhanede memurlar göreve başladı. Öte yandan 1901 yılında Karahisar’dan Kulakkaya’ya çekilen telgraf hattı ile, Giresun ile olan haberleşme bağlantısı da sağlanmıştır. 1871 yılında ise Posta Nezareti ile Telgraf Müdürlüğü birleştirildi.

Ankara telgrafhane binası, 1886-1894.
Ankara telgrafhane binası, 1886-1894.

Savaş döneminde telgraf
Telgrafın önemi özellikle savaş döneminde kendisini gösterdi. Özellikle Milli Mücadele döneminden Cumhuriyet’e kadar olan dönemde kullanılan şifreli telgraflarla savaşların seyrinin değiştiği söylenebilir. Aynı şekilde Mustafa Kemal Atatürk, Lozan Barış Konferansı’nı şifreli telgraf yoluyla yönetmiştir. Cumhuriyetin ilk yıllarında millileştirilerek İçişleri Bakanlığı’na bağlı olarak görev yapan PTT Genel Müdürlüğü, 1933 yılında katma bütçeli bir idare olarak Bayındırlık Bakanlığı’na, 1939’da ise Ulaştırma Bakanlığı’na bağlandı. Böylelikle tüm haberleşme ağı devlet denetimine geçti.

PAYLAŞ