Yeldeğirmeni

Kadıköy Yeldeğirmeni Mahallesi’nde gezinirken artık sanatla iç içe olmak, tasarımcıları üretirken izlemek ya da bir kafenin arka bahçesindeki hamakta sallanmak mümkün.

1228
PAYLAŞ

“Seviyorum burayı” diyor Mario Levi, birlikte Yeldeğirmeni Mahallesi’ndeki evine doğru yürürken. “Tam bir mahalle havası” diyor, berber ve bakkala selam veriyor. Sonra, bana kalırsa Yeldeğirmeni’nin en güzel manzarasına sahip olan evine giriyoruz. Çalışma odası tam da Haydarpaşa Garı’nı görüyor. Onun gibi birçok yazar ve sanatçı bu mahallede yaşıyor ya da vakit geçiriyor. Peki, neden bu kadar çok seviyoruz bu mahalleyi?

mario-levi
Mario Levi, Yeldeğirmeni’ndeki evinin çalışma odasında.

Mahallenin adını her duyanın aklına kitap kahramanı Don Kişot geliyor. Fakat ‘Yeldeğirmeni’ adı, Osmanlı dönemindeki sarayların unlarını üreten değirmenlerden geliyor. Burası aynı zamanda Bizans döneminden sonra ilk çok katlı evlerin yapıldığı semt. Ardından da şehirleşmeyle birlikte ünlü apartmanların yapıldığı yer: Kehribardjı, Menase, Celal Muhtar, Demirciyan, Sünget, Valpreda Apartmanı… Örneğin Sünget Apartmanı’nı Haydarpaşa Garı’nı yapan Alman mühendisler inşa etmiş. Mahallenin dar ara sokaklarında dolaşırken hâlâ pek çok anısı olan eski ev ve apartman görmek mümkün. Kimisi hâlâ heybetini koruyor kimisi de kimsesiz ve bakımsız öylece duruyor. Ama mahallenin sanatçıları boynu bükük yapıları da sahiplenmiş. Bazen onları birer sergi alanı olarak kullanıyorlar bazen de duvarlarına eserlerini yapıyorlar. Hızla değişmekte olan

Mural-İst Festivali’yle birçok gri dış cepheli apartman, duvarına yapılan sanat eseriyle renkleniyor.
Mural-İst Festivali’yle birçok gri dış cepheli apartman, duvarına yapılan sanat eseriyle renkleniyor.

Mahalleli içten sokaklar sanat dolu
Sadece köklü geçmişi değil Yeldeğirmeni’ni güzelleştiren, bir de samimiyet var işin içinde. Bazı sokaklarda yalnız dolanmak güzeldir; her detaya dakikalarca öylece bakmak… Bir apartmandan sarkıtılan sepete, sokak hayvanları için yol kenarlarına koyulmuş plastik tabaklara, dik yokuşların başında oturan kadınlara, top oynayan çocuklara, dükkanının önünü süpüren esnafa…

Yeldeğirmeni’nde de durum böyle. Bulgar, Yahudi, Rum, Ermeni, İngiliz ve nice farklı ülkeden göç edenlerin bakkalına, fırınına, berberine, çayhanesine rastlamak mümkün. Mahalleli bilinçli, marketlerin yüzüne bakmıyor. Ne alacaksa küçük esnaftan alıyor.

Ara sokaklarda dolaştıkça insanı bir şey mutlaka yakalıyor bu mahallede. Bunlardan biri de sokak sanatı. Kadıköy Belediyesi’nin desteğiyle gerçekleştirilen Mural-İst Festivali’yle birçok gri dış cepheli apartman, duvarına yapılan sanat eseriyle renkleniyor. Sanat bununla da son bulmuyor burada. Geçen aylarda İstanbul Caz Festivali etkinliklerinin bir kısmına ev sahipliği yapan mahallede Ali Elmacı ya da Tunca Subaşı gibi sanatçıların atölyesi var.

Işıl Şipal ve Emre Akçora’nın Tasarım Bakkalı’na gidip atölye çalışmalarına katılın.
Işıl Şipal ve Emre Akçora’nın Tasarım Bakkalı’na gidip atölye çalışmalarına katılın.

Bir de tasarımcılar var tabii… Mesela Işıl Şipal ve Emre Akçora’nın Tasarım Bakkalı’na gidip atölye çalışmalarına katılabilir, paranızı harcayacak bir şeyler de bulabilirsiniz. Özel tasarım çanta yapan Agarapati Leather, Recep Batuk Resim Atölyesi, Haziran’da açılan galeri ve atölye Zone60, Yeldeğirmeni Sanat ve Bubi bunlardan bazıları.

Kafeden bisikleti kap ücretsiz nostaljik tur yap
Bir de Rasimpaşa Mahallesi’nde yerel sanat üretimini destekleyen ve her ay yeni akım sanatçıları ağırlayan bir galeri var; Hush Art Gallery. Şimdilerde yeni sergi hazırlığındalar. Genç sanatçı ve tasarımcılar olur da antikacısı olmaz mı? Macit Erbudak Sokak’taki Asya Kitap’ta eski okul karneleri, pasaportlar, 50’lilerden kalma fotoğraflar ve ilk basım kitapları bulabilirsiniz. Dükkanın sahibi Orhan Abi’den bir çay da cabası. İskele Sokak’ta ise Evren Butik çıkıyor karşımıza. Her şey ikinci el. İçerisi hınca hınç dolu gibi görünse de, mutlaka aradığınız parçayı buluyorsunuz.

yeldeğirmeniHazır keşfetmeye gitmişken dışarı taşan rengârenk masa ve sandalyeleri olan bir mekânda kahve içmeyi de unutmayın. Fakat dolaşırken bir şeyler atıştırmak istiyorsanız Yeldeğirmeni Sandviççsi’nden bezelyeli dereotlu vegan sandviç yiyebilirsiniz. Hemen arka sokağındaysa 70’lerde Bakkal Mustafa Amca’nın olduğu yerde geçen yıl açılan Cafe Mu var. Bakkal amca keşke gitmeseydi ama mekan da hiç fena değil. Gül böreğini yemeden çıkmayın!

Mekanların sıralandığı bir nokta da Karakolhane Caddesi. Tarihi bir binanın zemin katındaki Bizim Kitap Kafe’de eski kitapların arasından geçip serin bir bahçede keyif yapabilirsiniz. Mekanın sahibi Salih Abi güler yüzlü ve hoşsohbet. Bahçedeki hamakta limonatasını içmeden kalkmayın. Bu caddedeki Cafe Benazio da yenilerden. Eskiden Musevi Albert Bakkal’ın bulunduğu mekanın binası Yeldeğirmeni’nin en güzel yapılarından biriydi. Ama şimdilerde sadece zemin katı, bu kafe için restore edilmiş. Üst katların durumuysa içler acısı.

Bizim Kitap Kafe’den hem kitap satın alabilir hem de bahçesindeki hamakta dinlenebilirsiniz.
Bizim Kitap Kafe’den hem kitap satın alabilir hem de bahçesindeki hamakta dinlenebilirsiniz.

Bu güzel geziyi akşama doğru kahveyle taçlandırmaktan iyi ne olabilir? Doğru eski semt pazarının kurulduğu Uzun Hafız sokağındaki Bilumum Şeyler’e! Dükkanın önünde nostaljik bisikletler var. İsteyen müşteri ücretsiz olarak bunları alıp Yeldeğirmeni turu yapabiliyor. Şimdi gel de sevme bu mahalleyi! Ve yine bu sokakta çizgiroman sevenleri ilgilendirecek müthiş bir yer var: Kuzgun Çizgi Roman Evi. Burada özel koleksiyon ürünleri bulabiliyorsunuz. İster Türkçe, ister Fransızca, isterseniz de İngilizce…

Yüzyıllık bir tarihe sahip olan bu mahalle, son aylarda İstanbulluların kendisini keşfetmesiyle hızlı bir değişim geçirmeye başladı. Mahallelinin tamamı bundan memnun olmasa da, şimdilerde Yeldeğirmeni’nde değişime direnmek yeldeğirmenlerine savaş açmak gibi bir hâl almış durumda. Bizden tavsiye, bu güzel mahallenin eski ruhu tamamen yok olmadan bir haftasonunuzu mutlaka buraya ayırın.

PAYLAŞ