Kadınların uyanışı: Teal-i Nisvan

Temelleri 1908 Mayıs ayında Halide Edip Adıvar tarafından atılan ilk Osmanlı feminist örgütü Teal-i Nisvan, cesurca yazıların kaleme alındığı kadın yayınlarının artışına ve kendisinden sonraki feminist örgütlerin doğuşuna neden olacaktı.

1203
PAYLAŞ

Biz Osmanlı kadınları kendimize mahsus inceliğimiz, kendimize mahsus adat ve adabımız vardır… Biz kadınlar milel-i kadime ve hazıra medeniyetleri arasında bambaşka mevkiler tutmuşuz. Erkekler bizi daima mahkum, daima esir etmişlerdir… Esasen erkekleri yetiştiren, adam eden bizler değil miyiz?” cümleleriyle başlıyor 4 Nisan 1913 tarihinde yayınlanmaya başlayan ve Osmanlı zamanında en çok ses getiren kadın dergilerinden ‘Kadınlar Dünyası’nın ilk sayısı.

Osmanlı döneminde kadının toplumsal rolünün değişimine önemli katkı sağlayan yayınlardan biri olan ‘Kadınlar Dünyası’nın yayınlanmasına, böylesine cüretkar cümlelerin kurulmasına ön ayak olacak olan şüphesiz bir kadın hareketiydi. Temelleri Mayıs 1908 tarihinde Halide Edip Adıvar tarafından atılan ilk Osmanlı feminist örgütü Teal-i Nisvan, ileride cesurca yazıların kaleme alındığı kadın yayınlarının artışına ve kendisinden sonraki örgütlerin doğuşuna neden olacaktı.

Kadınların yükselmesi
Serpil Çakır’ın ‘Osmanlı Kadın Hareketi’ kitabında belirttiği gibi kadın hareketinin çıkış noktası özgürlük ve eşitlik hareketiydi. Bunda 18’inci yüzyıl sonrası ve 19’uncu yüzyıl boyunca olagelen ekonomik ve siyasal dönüşüm etkiliydi. 1839 yılında Tanzimat dönemi ile başlayan çağdaşlaşma hareketi çerçevesinde Türk kadını düşünce ve toplumsal haklar bakımından ciddi adımlar atmaya başlamıştı.

Kadınlara dair yazılarıyla gündemde olan Halide Edip Adıvar, Teal-i Nisvan Cemiyeti’ni kurdu.
Kadınlara dair yazılarıyla gündemde olan Halide Edip Adıvar, Teal-i Nisvan Cemiyeti’ni kurdu.

1908 yılında ilan edilen II. Meşrutiyet ve o yıllarda Osmanlı Devleti’nin katıldığı savaşlar boyunca fabrikalarda erkekler yerine kadınların çalışması ve dolayısıyla kadın iş gücünün artması ile hız kazanan kadın hareketi ile birlikte Osmanlı toplumunun aydın kadınları, ilk kez seslerini duyurmaya ve sıkıntılarını dile getirmelerine aracılık edecek yayınlara imza atmaya da başlamıştı. Bunlar arasında kadınların ortak sorunlarına çare olacak, bir araya gelmelerini sağlayacak dernekler ve örgütler de kuruyorlardı. Teal-i Nisvan örgütü de bu kurulan cemiyetler arasında bir ilkti.

“Kadınların yükselmesi” anlamına gelen Teal-i Nisvan cemiyeti, Türk kadınlarının Osmanlı toplumu içindeki sosyal durumunun iyileşmesine hizmet etmek amacıyla kuruldu. Halde Edip Adıvar’ın öncülüğünde kurulan cemiyetin ilk üyeleri arasında; Nakiye ve Nezihe Muhiddin ve Rana Sani Yaver Hanım vardı.

Kadın üzerine konferanslar
Cemiyetin faaliyetleri arasında dil kursları açmak, konferanslar ve müsamereler düzenlemek, yabancı eser ve yazıları Türkçe’ye çevirmek, okuma-yazma kursları açmak, savaş ve katliamlar sonucunda vatanlarını terk ederek İstanbul’a gelen Rumeli göçmenlerine yardım etmek, salgın hastalıklarla mücadele etmek, hastane açmak, hastabakıcılık yapmak yer alıyordu. Teal-i Nisvan cemiyeti aynı zamanda erkek ve kadınların katılımıyla tartışmalı oturumlar ve konferanslar düzenleyen ilk derneklerdendi.

Dernek, mezhep ayrımı gözetmeksizin tüm Osmanlı kadınlarını asil, yabancı kadınları da yardımcı üye olarak kabul etmişti. Üye olmakta aranan tek koşul, kadınların haklarını savunma ve yükseltme konusunda duyarlı olmak ve bu amaç uğruna çalışmak istemekti. Bu amaçla, kadını kısıtlayan geleneklere, kadın-erkek eşitşizliğine ve eğitimsizliğe karşı bir mücadele başlatılmış oldu.

Halide Edip Adıvar, örgütü kurmasının yanı sıra o tarihlerde yazdığı kitaplarda ve katkıda bulunduğu yayınlarda kadına dair kaleme aldığı yazılarıyla öne çıkmış ve özellikle kadınlar için okulların açılmasına gayret göstermişti. Adıvar, kadınların toplum içindeki rollerinin erkeklere eşdeğer olması düşüncesine kendi kendine varmamıştı. Fransız İhtilali zamanında konuşulmaya başlanan kadın-erkek eşitliği mevzusunun ardından uzun bir süre sonra İngiltere’de Emmeline Pankhurst öncülüğünde yürütülen Süfrajet kadın hareketi, Adıvar’ın bu örgütü kurmasında büyük rol oynamıştı.

Kadınlar Dünyası dergisinin yönetici ve yazar kadrosunun tümü kadınlardan oluşuyordu.
Kadınlar Dünyası dergisinin yönetici ve yazar kadrosunun tümü kadınlardan oluşuyordu.

Süfrajetlerin etkisi
20’nci yüzyılın başlarında İngiltere’de seçme ve seçilme hakkı uğruna sokaklarda harekete geçen kadınlar, Adıvar’ın Osmanlı’da da bu anlamda bir hareketi hayata geçirmesinde etkili oldu. Öyle ki, Teal-i Nisvan cemiyeti derneğe üye olmak için Türkçe’yi iyi yazıp okumanın yanı sıra İngilizce derslerine devam etme gibi koşulları isteyerek üyelerinin eğitimine ayrı bir önem veriyordu.

Cemiyetin amacı, ulusal geleneklerden vazgeçmeden kadınların yükselmesini sağlamaktı. Dernek, I. Dünya Savaşı sırasında faaliyetlerine son verdi fakat attığı adımlarla diğer kadın cemiyetlerinin de önünü açtı.

Adıvar, 1 Mayıs 1913 tarihli Mektep Müzesi dergisinde yer alan ‘Yirminci Asırda Kadınlar’ isimli yazısında şu cümleleri kaleme alarak da kadınların geleceğine dair arzusunu ve o ana dek onların hakları ve özgürlüğü için sürdürdüğü mücadelenin önemini şöyle dile getirdi: “Her yerde kadınların uyanıp, ilerlemeleri başka hareketler gibi yavaş ve zincirleme bir hareket olmuştur. Bugün bu saat ben size böyle hitap ederken, siz beni dinlerken şüphesiz biz de tarih yapıyoruz demektir. Bu tarihçeyi torunlarımız bir konferans dolduracak kadar uzun ve iftiharla yaptıkları zaman bizim aciz fakat hüsn-i niyet (iyi niyetve samimiyetle dolu bin müşkülatla elde edilen mücadelemizden de bahsedeceklerdir.”

PAYLAŞ