Kırık masadan fabrikaya

877
PAYLAŞ

Atiye Laçin, gerçekten örnek bir girişimci. Kimsenin görmediğini görüyor. Çok küçük boyutlarda, çok küçük desteklerle kurduğu işini azimle yaşatıyor ve büyütüyor. En önemlisi hiçbir zaman elindekiyle yetinmiyor. Hep daha fazlası için risk almaya hazır. Atiye Laçin’in hikayesi Türkiye’deki kadın girişimciler için önemli bir örnek oluşturuyor.
Laçin’in iş yaşamı hayal kırıklığı yaratan kamu macerasıyla başlıyor. Üniversiteden sonra uzun yıllar halk eğitim merkezlerinde çalışıyor. Ancak kadroya alınmıyor. O zamanlar talihsizlik gibi görünse de bu durum onu yeni arayışlara itiyor. Önce dikiş-nakış gibi işleri denese de 2004 yılında restorasyonu tamamlanan Gelibolu Mevlevihanesi ona parlak bir fikir veriyor: “Madem Gelibolu Mevleviliğin merkezlerinden birisi, o zaman burada onun tatlısını üretmeliyim.” Ancak işe girişmesi o kadar kolay olmuyor. Uzun uğraşlarla eşini ikna ettikten sonra gerekli sermaye için ise kredi ve borç peşine düşüyor ve küçük çapta ilk üretimine başlıyor.
İşletmesini kurması da Atiye Laçin’in zorluklarının bitmesini sağlamamış. O zamanlar bilinmeyen Mevlevi tatlısının doğal olarak bir pazarı da yokmuş. Kapısını çaldığı yerler, bilinmedik bir ürün olduğu için tanıtması ve satışının zor olacağını düşünerek ilk etapta ürünü almamışlar. “Firman büyüsün, markan tutsun biz o zaman ürün alırız.” diyerek Laçin’i geri çevirmişler. Birkaç tanıdık kuruyemişçi Laçin’in hatırı için ürünlerini alsa da durum finansal olarak sürdürülebilir olmaktan çok uzaktaymış.

Yazının devamı için: Urbanista Mayıs Sayısı

PAYLAŞ