Dünyanın bir ucuna en ucuz seyahat

WWOOF tüm dünyada var olan bir gönüllü programı. Çiftlik işleri yapmak karşılığında kalacak yer ve yemek alıyorsunuz. Ben de size kendi deneyimimi anlatacağım...

1424
PAYLAŞ

Hayatta en sevdiğim şeyler seyahat etmek, yeni ülkeleri keşfetmek, yeni insanlarla tanışmak, yeni lezzetlerin tadına bakmak ve yeni kültürleri deneyimlemek. Son 12 yılımı seyahat ederek geçirmiş olmam şaşırtıcı olmasa gerek.

Dolayısıyla insanların bana ilk sordukları sorulardan biri, özgürlüğümü nasın finanse ettiğim. Bu yüzden, bu yazımda size seyahat etmenin en hesaplı ve mutluluk verici yöntemini anlatacağım.

Asla hızlı bir şekilde seyahat etmem. Sadece turistik yerleri ziyaret edip, bir yerde birkaç saat veya bir
gün geçirip, gün bitmeden son bir “selfie” çekebilmek için bir sonraki mekana koşturduğun o seyahatler bana göre değil. Bunun kafa karıştırıcı ve yorucu bir yöntem olduğunu düşünüyorum. Herşey gözüne aynı görünmeye başlıyor zamanla; zamanının çoğunu ulaşım için veya havaalanlarında bekleyerek harcamak da cabası. Bu şekilde gerçekten otantik bir şeyler deneyimlemek için hiç zaman olmaz ve bu tür seyahatler
genellikle çok daha pahalıya patlar.

Bana ‘Wwoofing’den ilk kim bahsetti hatırlamıyorum, ama şu ana kadar aldığım en iyi tavsiyeydi. WWOOF (ekolojik çiftliklerde uluslararası fırsatlar) tüm dünyada var olan bir gönüllü programı. Şartlar ev sahibine göre değişiyor, fakat genel fikir şu: günde altı saat olmak üzere haftada beş veya altı saat çalışıyor, her çiftliğe göre değişebilen çiftlik işleri yapıyorsunuz ve karşılığında kalacak yer ve yemek alıyorsunuz.

Bahçecilik, çiftçilik, tarım, hayvan bakımı veya peynir yapmanız, fıstık soymanız ve hatta çamurdan kulübe inşa etmeniz ya da kuyu kazmanız gerekebilir. Listenin sonu yok. Şimdi size biraz kendi deneyimlerimden bahsetmek istiyorum.

İlk WWOOF deneyimim İspanya’da, gökkuşağının tüm renklerindeki hippi ve yuppilerin mikrokozmozu olan büyülü ada İbiza’daydı. Ev sahibi benden keçi ahırı için yeni bir çatı yapmamı ve bahçeyi her gün öğlen saat tam 3’te sulamamı istedi.WWOOF

Eğer daha önce İbiza’ya gittiyseniz, bu adanın pahalı, hem de çok pahalı olduğunu biliyorsunuzdur. Fakat sadece arada bir bira içmek için para harcadım. Günlerimi bana geleneksel aşılamanın püf noktalarının yanında bahçeciliğin temellerini de öğreten İbizalı bir çiftçinin yanında geçirdim. Kahvaltı ve öğlen yemeği için bahçesinde müthiş organik yiyecekler yetiştiren ev sahibim bazen farklı bir kumsala gitmem için bana arabasını bile ödünç veriyordu. Ayrıca İspanyolcamın da büyük ölçüde geliştiğine dikkatinizi çekmek isterim. İbiza’dan İtalya’ya, Toskana’ya uçtum.

Dünyanın en güzel ve sakin, ayrıca nefes kesici bir gün batımı manzarasına sahip çiftliğine vardım. Çiftliğin sahipleri ayrıca 16. yüzyıldan kalma bir binada beş yıldızlı bir butik otel işletiyordu. Otelin şefi bizim için yemek bile yaptı. Bu, yemekle ilgili bir makale değil, o yüzden detaya girmeyeceğim fakat yemeklerin muhteşem olduğunu herhalde tahmin edebilirsiniz. Yediğim en iyi yemeğin yanında, komşu çiftlikte üretilen kırmızı şarabın da tadına bol bol baktığımızı eklemek isterim.

İtiraf etmem gerekir ki yaptığım işler biraz can sıkıcıydı. Üç hafta boyunca 2,000 domates fidesi diktik. Her günün sonunda bitap düşmüş, güneşten kavrulmuş olsam da, yine de çok mutlu bir insandım.

İtalya’dan sonra güney Portekiz’e uçtum. Okyanusa üç kilometre uzaklıktaki bir çiftlikte gün boyu yerel bir kek olan ‘pastel de nata’ ve taze organik ürünler yiyerek, üç küçük gölette Koi balığı ve nilüfer yetiştirilmesine yardım ettim. Çiftliğin sahibiyle birlikte bir sera, doğal taş duvarlar ve çiftçilik için kullanılmak üzere bir taraça inşa ettik. Öğlenlerimizi sörf yaparak, kırlarda veya civar köyde yürüyüş yaparak geçirdik. O çiftlikte iki buçuk ay kaldım ve ertesi sene iki aylığına tekrar gidip yeni arkadaşlar edindim, Portekizce öğrendim – ve bolca ‘pastel de nata’ yedim.

O yıl boyunca yaklaşık altı çiftlikte kalarak çiftçilik ve sürdürülebilir yaşam konusunda inanılmaz derinlikte bilgiler edindim ve düzinelerce ilginç insanla tanıştım. Sadece yerel insanlarla yerel yerlere gittim, hayatta yediğim en sağlıklı yemekleri yedim ve tüm yıl boyunca çoğunluğu ulaşım için olmak üzere toplamda yaklaşık 3,000 Euro harcadım.

PAYLAŞ