Cape Town

Cape Town, caz barlardan gelen ritimleri, sofistike mutfağı ve doyumsuz şarapları ile kelimenin tam anlamıyla keyif demek.

1118
PAYLAŞ

Portekizli kaşif Bartolomeu Dias’ın, 1487’de ‘Fırtına Burnu’ adını verdiği yerde 500 yıl sonra kurulan Cape Town şehrini defalarca gezdim. Coğrafi açıdan eşsiz bir yarımada olan Ümit Burnu üzerindeki şanslı konumu, kente aşık olmama yetti. Güney Afrika’nın incisi Cape Town’a giderken ilk iş, ‘vahşi Afrika’ düşüncesini aklınızdan çıkartın. Çünkü sizi Avrupai bir kent beklemekte. Şehre en kolay ulaşım İstanbul’dan yapacağınız aktarmasız uçuşlar. Uçak Johannesburg’a inip, havaalanında bir saat konakladıktan sonra Cape Town’a havalanır. Yolculuk toplamda 13 saat sürer. Üstelik Güney Afrika ile Türkiye arasında saat uygulaması farkı olmadığı için jetlag’den de etkilenmeyeceksiniz.

Her mevsim gidebileceğiniz Cape Town mevsim farklılıkların belirgin olmadığı bir yer. Kasım-Şubat ayları arasında iklim sıcak, yağışlarsa nispeten azdır. Mart-Ekim dönemiyse flora tutkunları ile balina sürülerini (Southern Right Whales) izlemek isteyenler için alternatif turizm mevsimidir. Ancak şunu aklınızdan çıkarmayın; hangi mevsimde giderseniz gidin, bir günden diğerine istikrarsız bir hava bekleyecek sizi. Bu nedenle yanınıza şapka ve güneş kremiyle birlikte, kazak ve yağmurluk da almalısınız.

Güney Afrika’da suç oranları yüksek olduğu için yalnız seyahat etmek yerine bir gruba dahil olmanızı öneririm. Ancak kendiniz gidecekseniz de önceden otel rezervasyonunuzu yapın ve turlar konusunda yardım isteyin. Kalmayı planladığınız otel, havaalanından şehir merkezine transferinizi gerçekleştirir ve yapacağınız günlük turlarda rehberlik yapacak şoför ve aracı temin eder. Araba kiralamanız da mümkün elbette. Ancak şehir dışındaki yollarda karanlığa kalmamalısınız. Şehir içinde ise akşamüstünden sonra kent merkezini terk etmelisiniz. Otele ya da turistler için güvenli sayılan liman bölgesine geçmeniz tavsiye edilir.
Cape Town merkezi oldukça küçüktür. Bunun yanında görülmeye değer çoğu yer, merkeze yürüme mesafesindedir.

The Company’s Garden ve Güney Afrika Müzesi
The Company’s Garden, Hollandalılar tarafından 17. yüzyılda kargo gemilerinde çalışan tayfanın ihtiyaçları için kurulmuş bahçelerdir. Vaktiyle, uzun yolculuklar için gerekli gıda ikmali burada yetiştirilen ürünlerle sağlanırmış. Bugün ise bu bahçeler, kent içinde bir parka dönüşmüş durumda. Parkın içinde yer alan Güney Afrika Müzesi’ni mutlaka gezin. Avrupalılar gelmeden önce Kap yarımadası yerlileri olan Koi-koi ve San kabileleri ile ilgili bilgi edinebileceğiniz önemli bir müzedir bu. Müze doğa, arkeoloji ve etnografya müzelerine de ev sahipliği yapıyor.

St. George Katedrali ve Greenmarket Square
Güney Afrika Müzesi’nden çıkıp The Company’s Garden’ı geçerek kent merkezine çıktığınızda St. George Katedrali karşınıza çıkar. Desmund Tutu’nun dini makamı olan bu yeri muhakkak gezin. Katedralden çıktıktan sonra ünlü mağazaların bulunduğu ve araç trafiğine kapalı olan George Street’ten geçin ve Green Market Square’deki elişi pazarına çıkın. Buradan hediyelik eşyalar alabilirsiniz.

Grand Parade Square ve Ümit Burnu Kalesi
Green Market Square’den sağa doğru ilerlerseniz, bitpazarının bulunduğu Grande Parade Meydanı’na ulaşırsınız. Meydanın karşısında yer alan Ümit Burnu Kalesi, Güney Afrika’daki en eski yapıt olarak bilinmekte. Gerçekten görülmeye değer. Buradan ayrılmadan önce, Long Caddesi’ndeki antikacıların önünden geçerek Endonezyalı Malayların ve Hintliler’in yaşadığı renkli Bo-Kaap Mahallesi’ni de keşfedin.

Ümit Burnu Yarımadası
Cape Town tüm mahalle ve köyleri ile büyük bir yarımadaya yayılır. Clifton’dan başlayıp Camps Bay’e doğru yol aldığınızda, kentin en pahalı mahallelerine ulaşırsınız. Dalga sörfü ve yelken yapanları, aylardan Ekim ise zaman zaman su yüzüne çıkan balinaları izleyerek Hout Bay’e varırsınız. Az ilerdeki Boulders Bay’de ise jackass penguen kolonisini görmeniz mümkün.
Yolunuza devam ettiğinizde karşınıza köyler çıkmaya başlar. Fish Hoek’da sahilde balıkçıları izleyerek yürüyebilirsiniz. Tipik bir İngiliz kasabası olan Simon’s Town’da ise bir kahve molası verin.

Masa Dağı
Cape Town simgesi olan 1.087 metre yüksekliğindeki bu dağ, üzerinin düz oluşundan dolayı bu adı almış. Masa Dağı’na çıkabilmek için sisin kalkıp, dağın göründüğü anı kollamak gerekir. Bunun için kullanacağınız teleferik, şehir merkezine çok yakın. Ancak birkaç gün üst üste sis inip de teleferik çıkışları iptal edilirse bu, uzun bir turist kuyruğuna hazır olmanız gerektiği anlamına gelir. Eğer şanslıysanız, döner teleferikle tüm kent manzarasını 360 derece görecek bir noktaya çıkacaksınız. Önünüzde şehir, ardında Atlas Okyanusu ve açıklarda Robben Adası, arkanızda ise Ümit Burnu Yarımadası’nın koyları ve Constantia Bağları uzanacak.

Dikkat çekenler

Stellenbosch Bağları’nı gezin: Şehrin biraz dışına çıkacak vaktiniz olursa, bölgeye yerleşen Kalvenist Fransızlar’ın kurdukları bağları keşfedin. Spiers ya da Boschendal şarap mahzenlerinde durup şarap tadımı yapabilirsiniz.

Kirstenbosch Botanik Bahçesi’ni görün: Kap yarımadası 5.400 endemik bitkiye sahip. Bu zengin bitki örtüsünü görebileceğiniz en güzel yer botanik bahçesi. Farklı renkleri ve türleriyle Güney Afrika’nın ulusal bitkisi olan ‘protea’ları ve Jura döneminden kalmış olan ‘cycad’ları mutlaka görün.

Deniz ürünleri ve şarapları tadın: Ümit Burnu’na gelirseniz teleferiği kullanarak panoramik seyir noktasına çıkın. False Bay’e karşı Two Oceans Restoran’ın zengin soslarla marine edilmiş deniz ürünlerini ve enfes Two Oceans şaraplarını tadın. ‘King fish’ ya da ‘baby kalamar’ yemeniz tavsiye edilir! Güney Afrika’ya özgü melez bir üzümden üretilen Pinotage şaraplarını da muhakkak deneyin. Kap Malay mutfağına ait baharatlı ‘curry’ler ve devekuşu et soteyi mutlaka tadın.

Robben Adası’na uğrayın: Sabah saat 8.30’da limandan kalkan katamaran ile Robben Adası’na gidin. 300 yıldır hapishane görevini gören ada, Nelson Mandela ve arkadaşlarının tutuklandığı yerdir. Bugün müze olan bu hapishanede, vaktiyle Mandela ile birlikte yıllar geçirmiş olan tutuklular rehberlik yapıyor. Yakın tarihimizde ırk ayrımcılığına dayalı Apartheid rejiminin bu canlı tanıkları size hapishaneyi gezdirecek. Katamaran, kente öğlen saat 13.30’da geri döner.

PAYLAŞ