Yaz demek Akdeniz demek

Yaz ayları için birçoğumuzun hayalidir bir İtalya turuna çıkmak ya da Yunan Adaları’nı ziyaret etmek. Sizin tatil planlarınızda hangi rota var bilemiyorum. Fakat ben bu sayıda Avrupa’ya kaçmak isteyenlere Batı İtalya sahilleri ve Yunan Adaları’nda geçirdiğim tatilden notlar derledim. Mutlu bir yaz geçirmeniz dileğiyle...

1245
PAYLAŞ

Cenovalı denizci Kristof Kolomb, 1492 yılında Atlantik Okyanusu’nu aşarak Kuzey Amerika’ya ulaşır. Bu sayede Kuzey Amerika’yı keşfeder. Kolomb’un memleketi Cenova’dan başlayan naçizane İtalya turum ve onu izleyen Yunan Adaları gezimle, sizlere yaz için eğlenceli bir Akdeniz rotası önereceğim. Birbirinden güzel şehirleri ve sıcakkanlı halkı ile İtalya, şüphesiz gezmekle doyulmayacak bir ülke. Ancak hem zamandan hem de nakitten yana ekonomik olması için kendime farklı bir rota çizdim. Cenova, bir Napoli kasabası olan Sorento, Palermo ve bir balıkçı kasabası olan Cefalu’yu gezdikten sonra yönümü dönüş istikametine çevirdim. Ve dört gün süren bir Rodos, Girit, Santorini, Mikonos turu ile tatilimi noktaladım. İşte gezi notlarım.

Cenova’dan merhaba
Akşamüstü saat 5’te Cenova Limanı’ndan gemiyle denize açılacağım için şehri gezecek çok fazla vaktim olmadı. Yine de İtalya’nın en büyük altıncı şehri olan Cenova’nın merkezindeki Garibaldi Caddesi, Ferrari Meydanı, Venedik ve Cenova Dükalığı Sarayı ve Carlo Felice Tiyatrosu ilk solukta gezebildiğim cazibe merkezleri. Avrupa’nın en büyük akvaryumlarından biri olan Cenova Akvaryumu da görülmesi gereken yerler arasında. Tabii Cenova’dan dönmeden önce mutlaka ziyaret edilmesi gereken yerlerin başında güzelliği ile şarkılara konu olan Portofino da var.

Turunç ve zeytin cenneti
Sorento
Cenova’daki ilk günümün ardından Napoli’ye ulaştım. Napoli sanılanın aksine gezmesicenova zaman alan bir şehir. Fazlaca bilinmese de görülecek çok güzel yerlerle dolu, ancak kısıtlı vaktim beni bir seçim yapmaya zorladı. Capri Adası, Pompei ve Sorento şehirde görülmesi gereken yerlerin başında. Ben bu gezi dahilinde Sorento’yu tercih ettim. Sorento, turunç bahçeleri ve zeytin ağaçlarıyla dolu ve çok güzel bir manzaraya sahip olan şirin bir Napoli kasabası. Napoli şehir merkezine araba ile bir saat uzaklıktaki bu kasabada, turunuza Tasso Meydanı’ndan başlayabilirsiniz. Kasabanın ufak dar sokaklarında kaybolup, kendinizi 14’üncü yüzyıldan kalma Sedil Dominova’da bulabilirsiniz. Eşsiz manzarasıyla San Francesco Kilisesi de Sorento’dan dönmeden önce görülmesi gereken yerlerden.

Son durak Palermo ve
‘Arrivederci Cefalu!’
Gezimin ikinci durağı olan Napoli’den Sicilya Adası’na geçiyorum. Palermo Limanı’na ulaştığımda anlıyorum ki, burası da aynı Napoli gibi bir günde gezip bitirebileceğiniz bir yer değil. Ben de bu geziyi Palermo’nun merkezini keşfetmeye ve küçük bir kasaba olan Cefalu’ya ayırdım. Palermo şehir merkezini gezmeye Massimo Tiyatrosu ile başladım. Buradan yola vurup, sokaklarda kaybolunca kendimi Dört Mevsim Meydanı’nda buldum. Bu meydanda kavşağa bakan binaların yüzlerindeki süslemeler ve heykeller gerçekten görülmeye değer. Meydanın 100 metre ilerisinde müstehcenliğinden dolayı Utanç Çeşmesi adı verilmiş heykeller yer alıyor. Eğer ters istikamete doğru giderseniz yaklaşık 500 metre sonra sizi muhteşem mimarisiyle Palermo Katedrali karşılayacak.
palermo-katedraliPalermo şehir merkezi gezimi hızla tamamladıktan sonra yönümü Cefalu’ya çevirdim. Palermo’ya bir saat mesafedeki bir balıkçı kasabası olan Cefalu’nun ilginç bir hikayesi var. Denizde büyük dalgalarla mücadele eden Norman Kralı İkinci Roger, eğer dalgalardan kurtulursa ilk ulaştığı yere bir katedral yaptıracağına söz verir. Dalgalardan kurtulup Cefalu’ya ulaşan Roger sözünü tutar. Ancak katedralin bittiğini görmeye ömrü yetmez. Katedrali oğlu tamamlar. Belki de bu yüzden katedralin içi ile dışı farklılıklar gösterir. Oğlu tarafından tamamlandığı için katedralin dışındaki ihtişamın içine pek yansımadığı görülüyor. Katedrali gezdikten sonra turumu tamamlamadan önce sokaklarda son kez dolaşıyorum. Cefalu son derece şirin sokakları ile muhakkak görülmesi gereken bir yer. Unutmayın ki, buraya kadar gelip de balıkların tadına bakmadan dönerseniz, üzülürsünüz. Yolunuz İtalya’ya düşerse, Sicilya Adası’na uğramadan asla dönmeyin. Benim bir sonraki rotam Yunan Adaları olduğu için, geziyi güneyde tamamlamak hayli avantajlı oldu.

Yunan Adaları
İtalya’nın ardından Rodos-Girit-Santorini-Mikonos turuna geçtim. Yunanistan’ın baş gelir kaynağı olan turizm, yaşanan ekonomik kriz sonrasında ciddi bir ivme kazandı. Özellikle Yunan Adaları, ülke için paha biçilmez bir öneme sahip. Üstelik Çeşme, Alaçatı, Bodrum gibi tatil yerlerine göre oldukça ekonomikler. Hal böyleyken dört Yunan Adası’nı bir arada keşfetmek üzere rotamı bölgeye çevirdim. Rodos, Girit, Santorini ve Mikonos’a birer gün ayırdığım kısa gezinin detaylarını gelin, birlikte keşfedelim.girit
Pasaportunda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne giriş damgası olanların, Shengen vizesi sahibi olsalar bile, Yunan Adaları’na girişte sıkıntı yaşayabileceğini hatırlatayım.
Yunan Adaları’nı gezmenin en kolay yolu gemi turu. Gemi turları dışında en pratik yol uçak yolculuğu. Yaz aylarında Borajet’in Bodrum ve İstanbul’dan, Atlasjet‘inse yalnızca İstanbul’dan Mikonos’a direkt seferleri mevcut. Borajet’in İstanbul’dan Rodos’a da direkt uçuşları bulunuyor. Girit ve Santorini’ye uçakla ulaşmak için İstanbul’dan Atina ya da Selanik aktarmalı uçuşları tercih etmeniz gerek.

Rodos
Rodos Adası, yıllardır cazibesinden bir şey kaybetmeyen tarihi kumsallara sahip. Yılda ortalama 300 gün güneş gören ada oldukça popüler bir tatil merkezi.
rodosTapınak Şövalyeleri tarafından inşa edilen Rodos Kalesi ve Orta Çağ’dan bu yana ayakta kalmayı başarmış Eski Kent Unesco’nun Dünya Mirası Listesi’nde yer alıyor. Adanın yüksek surlarla çevrili olan bu bölgesinde sokaklar, mozaik benzeri küçük taşlarla kaplı. Şehrin doğu ucundaki Şövalyeler Mahallesi, aynı zamanda Eski Kent’in de merkezi. Buradaki Şövalyeler Sokağı ve Sokratous Sokağı ise turistlerin en çok rağbet ettiği yerler arasında.
Rodos’a giderseniz, Lindos’a mutlaka uğrayın. Özellikle Akropolis Tepesi’ne yorucu da olsa çıkmalısınız. O eşsiz manzara, tüm yorgunluğunuzu unutturacak. Aşağı inmeden önce tepede manzaraya karşı yemek yiyebilir, ya da Lindos’un dar sokaklarında bir kahve eşliğinde manzaranın tadını çıkarabilirsiniz. Lindos’un plajı da tam bir keyif köşesi. Koy o kadar temiz ki, neredeyse Akropolis’ten denizin kumları sayılabiliyor.

Girit
Yunan Adaları’nın en büyüğü Girit, Yunan Mitolojisi’nde Zeus’un evi olarak bilinir. Girit’e vardığınızda adanın köylerinden birine uğrayın. Özellikle Karouzanos’a gitmenizi ve yöreye özgü yerel tatlardan peynirli, baharatlı tart ve çörekleri tatmanızı öneririm.
Girit yakınlarında yer alan Spinalonga ve Elounda Adaları ise alternatif birer rota. Girit’e çok yakın olan Spinalonga Adası Agios Nicolaos şehrinden tekneyle yaklaşık bir saat uzaklıkta. Yıllarca Venedikliler’in konumu nedeniyle çok sıkı bir şekilde koruduğu ada bir dönem Osmanlı yönetimine geçse de 1957 yılına kadar Yunanistan yönetimince cüzzamlı hastaların izole olarak yaşamaları için kullanılmıştır. Şimdi ise kimsenin yaşamadığı tarihi bir ada konumunda. Vakti olanlar için görülmeye değer. Spinalonga Adası’ndan dünya jet sosyetesinin gözdesi olan otellerin bulunduğu Elounda Adası’na geçebilirsiniz.

Santorini
Santorini M.Ö. 1400’lü yıllarda yaşanan volkanik patlamalar, depremler ve tsunamiler sonucunda şu anki şekline kavuşmuş. Ada, sahip olduğunuz manzara anlayışını baştan aşağıya değiştirecek güzellikte. Turistlerin gözdesi olan adanın dar sokaklarında kalabalıktan dolayı yürümenin zaman zaman zorlaşmasıysa, Santorini’nin tek negatif yönü.santorini
Adanın kuzeyindeki kayalıklar üstüne kurulu olan Oia Köyü, Arnavut kaldırımlı dar sokakları, ufak beyaz Yunan evleri ve eşsiz manzarası ile aklınızı başınızdan alacak.
Şehrin merkezinde yer alan Fira Köyü ise klasik beyaz evleri ve eşsiz manzarası ile çarpıcı bir güzelliğe sahip. Fira Köyü’ndeki kafelerden birinde gün batımını karşılamanızı tavsiye ederim.
Eğer adaya bir gemi ile geldiyseniz, Fira’ya çıkmak için ya teleferik kullanmanız ya da tam 586 basamak tırmanmanız gerekecek. Teleferiğin kalktığı liman bölgesinde yer alan salaş balıkçılarınsa hem fiyat hem de lezzet olarak oldukça uygun oldukları notunu düşelim.
Eğer Santorini’de yüzmek isterseniz Fira Köyü’nde volkanik siyah kumla dolu plajları ve sahilleri deneyin. Ya da bir botla ulaşabileceğiniz Thirassia Adası’nın kristal parlaklığındaki denizini… Adaya doğru yol alırken Nea Kameni ve Palea Kameni’den geçebilir; Palea Kameni’de yarım saat mola verip, sülfürlü ve özel çamurlu termal sularda da yüzebilirsiniz. Kısacası seçenek çok.

Mikonos
Mikonos ilk kez adanın yakınlarında bulunan Delos Adası’nın arkeolojik yapısını incelemek için gelen turistler sayesinde keşfedilir. Yunan Mitolojisi’nde Apollon ve Artemis’in adası olarak kabul edilen Delos’ta Artemis Mabedi, Eski Kent, Antik Tiyatro ve Delos Arkeolojik Müzesi görülmeye değer eserler arasında.
mikonosMikonos şehir merkezi de yine dar sokakları ve beyaz evleri ile oldukça keyifli bir mimariye sahip. Şehir merkezindeki sokakların, zamanında korsan baskınları ve rüzgarlardan korunmak için labirent benzeri bir mimariyle inşa edildiği rivayet ediliyor. Burada evlerle mağazaların, kafelerle iş yerlerinin mimari yapısını birbirlerinden ayırt etmek zor. Tüm binalar benzer mimariye sahip ve aynı renkteler.
Mikonos seyahatiniz sırasında plajları keşfetmek isterseniz, adanın güneyinde bulunan plajları seçin. Elia, Paradise Beach gibi birçok plaj, sahillerinin berraklığı ile turistlerin favorisi. Unutmayın ki Mikonos bir eğlence rotası. Bu nedenle saat 4’ten sonra plajlarda partiler başlıyor. Cumartesi ve Pazar akşamları ise Paradise Beach bölgesindeki büyük eğlence mekanları sabaha kadar eğlence vaat ediyor. Hafta içi ise şehir merkezindeki mekanlar birer alternatif olabilir.

PAYLAŞ