Saptan samandan elektrik

679
PAYLAŞ

Artık atıklar bile önemli bir ekonomik değer oluşturuyor. Söz konusu tarımsal atıksa bu değer daha da artabiliyor. Mısır, pamuk ayçiçeği sapı gibi hayvan yemi dahi olamayan atıklar Türkiye’nin enerjide dışa olan bağımlılığını bir miktar dahi olsa azaltabilecek ürünler olarak görülüyor. Biyokütle olarak adlandırılan bu atıklar özel olarak tasarlanan elektrik santrallerinin yakıtı olacak. Kabaca sap-saman yakılarak elektrik üretilecek. Türkiye’de son yıllarda bu konuda pek çok proje geliştiriliyor. Bunlardan biri de ülke tarımının önde gelen şehirlerinden Şanlıurfa’da…

Türkiye’deki tarım arazilerinin yaklaşık %5’i Şanlıurfa sınırların içinde yer alıyor. Bu sebeple, mısır ve pamuğun yanında, ayçiçeği sapı, buğday, çavdar sapları ve orman ürünleri il genelinde bol miktarda bulunuyor. Kayen Delta Enerji firması da bu potansiyeli değerlendirmek üzere bölgede Biyokütle Elektrik Üretim Santrali kuracak. Yaklaşık 10 milyon liralık yatırımla kurulacak santralin kurulu gücü, 4,85 megavat olacak. Rakam, sektörün büyüklüğü düşünüldüğünde küçük, ancak kullanılan hammaddenin tamamen yerli olması ve çıkarma maliyetinin olmaması dikkat çekici.

Santralde, her yıl hasat sonrasında tarım arazisi üzerinde kalan atıklar toplanıp yakılacak. Yılda 60.000 sapın yakılması ile yaklaşık 35 milyon kilovatsaat elektrik üretilmesi planlanıyor. Bu da 13.000 hanenin yıllık enerji tüketimine denk.

Akıllara hemen tarımsal atıkları yakmanın ekstra sera gazı emisyonuna yol açacağı geliyor. Ancak mevcut durumda hasat sonrasında tarlada kalan artıklar çiftçiler tarafından yakılarak bertaraf ediliyor. Anız yakma olarak bilinen yöntem doğaya çok daha fazla duman ve kül yayılıyor. Bu aynı zamanda toprağın verimliliğini, flora ve faunayı da olumsuz etkiliyor. Biyokütle enerji santralleri ise sıkı bir mevzuata tabi. Atık yakılması sonucu ortaya çıkan baca gazı, gerekli arıtım sistemlerinden geçirilecek ve ilgili yönetmelikte belirtilen sınır değerleri sağlayacak şekilde bacadan salınacak.

Sistem nasıl çalışıyor?
Sistem neredeyse bütün santrallerle aynı mantıkla çalışıyor. Tarımsal atıklar yakılarak ısı ortaya çıkarılıyor. Bu ısı çevrim suyunu ısıtıyor. Ortaya çıkan gazla da türbinleri çevriliyor ve elektrik üretiliyor. Diğer santrallerden tek fark kullanılan yakıt. Şanlıurfa’da yapılacak santral tarımsal atık yakmak için tasarlansa da evsel atıklar, ormansal atıklar gibi hammaddelerle çalışan santraller de bulunuyor.

Biyokütleye ilgi artıyor
Dünyada biyokütleye olan ilgi her geçen gün artıyor. Dünyanın en büyük danışmanlık firmalarından Deloitte’un geçen yıl yayınladığı Biyokütlenin Altın Çağı raporu da bu trende dikkat çekmiş. Elektrik üretiminde biyokütle enerjisinin yenilenebilir enerji kaynakları arasında rüzgardan sonra ikinci sırada geldiği vurgulanırken, 2010-2020 dönemi için yıllık bileşik büyüme oranı %8 olarak tahmin ediliyor. Rapora göre 2012 yılında biyokütle kaynaklarına dayalı elektrik üretim tesislerinin kurulu gücü 2011 yılına kıyasla %10 büyüyerek 77 gigavata ulaştı. Ülkeler bazında analiz edildiğinde en fazla kurulu güce sahip beş ülke Amerika Birleşik Devletleri, Çin, Almanya, Brezilya ve Avusturya olarak sıralanıyor. 2017 yılına kadar global biyokütle kurulu gücünün 119 gigavata ulaşması bekleniyor. Türkiye’de tüm yakıtlarda toplam kurulu gücünün 70 gigavat olduğu düşünüldüğünde biyokütlenin potansiyeli daha iyi anlaşılabilir.

Geçtiğimiz yıl 55 milyar dolarlık enerji ithalatı gerçekleştiren Türkiye, elektrik üretiminin %90’ını fosil yakıtlardan sağlıyor. Son yıllarda yenilenebilir enerji kullanımında önemli atılımlar var. Şanlıurfa’da yapılacak santral de bunun bir parçası. Bu projelerle bir zamanlar kurtulunması gereken atıklar ekonomik değere dönüştürülüyor.

PAYLAŞ