İmambayıldı

711
PAYLAŞ

Sevgili dostlar,
Havaların iyiden iyiye ısındığı, güneşin giderek kendini daha fazla gösterdiği bu güzel yaz aylarında herkesin tatil ve seyahat planları yaptığını hisseder gibiyim. Yoğun iş temposu ile geçen bir yılın ardından aksini düşünmek mümkün değil. Haklı olarak uzun ve sert geçen kışın ertesinde hepimiz kendimizi doğanın, denizin ve güneşin kucağına bırakmak istiyoruz. Elbette soğuk kış günlerinde alınan kilolardan sonra akıllarda tek bir endişe var. Şu günlerde mayoların içine girmek kaygısı hepimizi içten içe sarmış vaziyette.

Bu nedenle her yıl geleneksel olarak sıkı bir rejime girdiğimiz yaz aylarında, ağır yağlarla kızartma usulü yapılan yemeklerden kaçınmaya, katı yağlı yemeklerden olabildiğince uzak durmaya çalışıyoruz. Ancak elbette bu durum yazı keyifsiz geçireceğimiz anlamına gelmiyor. Her şeye rağmen dostlarla ve ailemizle geçirdiğimiz uzun günlerin sonunda o keyifli ve geniş yaz sofralarını kuruyoruz.

Yazlıklarımızda ya da tatil için seyahat ettiğimiz beldelerde, artık iyice uzamış yaz günlerinin akşamında kurulan bu iştah açıcı sofralar bazılarımız için belki de tatilin en özlenen kısmıdır. Özellikle mevsime uygun olarak hafifletmeye çalıştığımız beslenme rejimimiz zeytinyağlı Ege yemekleri, Akdeniz mutfağı ya da hafif deniz ürünleri ile yer değiştirir.

Düşünüyorum da, o güzelim yaz yemekleri şimdiden ağzımı sulandırıyor. Patlıcanlar, domatesler, ayşekadın fasulyeler, yeşil biberler, kabaklar, bin bir çeşit ot yemekleri, dolmalar ve sarmalar, yaz türlüleri, karnıyarıklar, dereotlu kabak bastılar, domatesli biberli pilavlar, buz gibi taze naneli cacıklar, salatalar ve mezeler… Sayarak bitiremeyeceğim bu tip hafif yemekler ve tamamlayıcısı olan yaz meyveleri malumunuz ki yaz aylarında en büyük yardımcımız. feridun-ügümü

Eğer sizler de ilk deniz sefasını sabahın erken saatlerinde yapmaktan keyif alanlardansanız, o tatlı yorgunluk ertesinde karnınızın kurt gibi acıkacağını bilirsiniz. Denizin yorduğu bir bünyenin ihtiyacını mükellef bir kahvaltının ancak karşılayacağı malum. Bilhassa tatil sabahları kahvaltı günün en önemli öğünüdür. Öğle saatlerine doğru kayması kaçınılmaz olan bu öğünün ardındansa herkesin çok sevdiği siesta saati gelir. Öğle saatlerinde ortalığı kasıp kavuran kuvvetli güneşi atlatınca, arzu edenler için ikinci bir deniz sefası yapma zamanı gelmiştir.

Ardından da yorgunluk atmak için bir beş çayı. Ya da hafif atıştırmalıklarla veya meyveyle geçiştirilen gündüz öğünü. Özellikle öğün atlamak isteyenler için, karpuz, şeftali, kiraz, kayısı, incir, çilek ya da üzümle hazırlanabilecek sayısız atıştırmalık adeta hayat kurtarır. Ve nihayet akşam saatleri gelip çattığında hem sağlıklı hem de iştah kabartıcı sofralarda, günah çıkartırcasına yenen o enfes yemekler… Tüm günün yorgunluğunu üzerimizden alır adeta.

Nişantaşı ve Etiler şubelerimizden ayrı olarak, yakın zamanda Bodrum’da bir Hünkar Lokantası projesi hayata geçirdik. Bu vesileyle yıllardır özlemini kurduğumuz huzurlu bir tatil yapma hayalimiz de büyük oranda gerçek oldu. Bu sayede kafa dinlemek için belirli aralıklarla ailemle birlikte Bodrum’a kaçamak yapma şansı yakaladık. Üstelik Bodrum projesi, Bodrum halkına da, İstanbul’dan tatile gidenlere de alışkın oldukları hizmeti sunabilmemizi sağladı. Ailemle birlikte zaman geçirebilme ve tatil yapma olanağı da cabası. Dolayısıyla hem birer tatilci hem de lokanta sahibi olarak, yaz aylarında sağlıklı beslenme endişesi taşıyanlara deva olduğumuza inanıyoruz. En başta da kendimize.

Bu duygularla yaz ayları için sizlerle evladiyelik Türk mutfağı yemeklerinden biri olan imam bayıldı tarifini paylaşmak istiyorum. Hafif ve zeytinyağlı bir patlıcan yemeği olarak bu mevsimde son derece ideal. Neden mi imam bayıldı yemeğini seçtim?

Tecrübelerime dayanarak söyleyebilirim ki, geleneksel usullere göre hazırlanmış bir zeytinyağlı sebze yemeğinin yerini hiçbir şey tutamaz. Unutmayın, yaz aylarında yemeklerinizi hazırlarken mümkün mertebe zeytinyağı tercih etmeniz, yararınıza olacaktır. Şüphesiz her şey, güzel dostluklarla, sevgiyle ve samimiyetle birlikte, sağlıkta güzel. Bu nedenle sizlere öncelikle sağlıklı, mutlu ve sevdiklerinizle çevrili olduğunuz bir yaz dönemi diliyorum.

İmambayıldı için malzemeler:
6 adet orta boy kemer patlıcan
18 diş sarımsak, dörde bölünmüş
6 adet orta boy piyazlık doğranmış soğan
12 adet sivribiber
3 adet orta boy domates, kabuklu ikiye bölünmüş
3 adet orta boy domates, soyulmuş kuşbaşı doğranmış
½ demet maydanoz, iri doğranmış
100 gr. Zeytinyağı
Kızartmak için sıvı yağ ya da zeytinyağı
1 tatlı kaşığı şeker

Hazırlanışı:
İmambayıldı için patlıcanların kabuklarını alacalı soyun. Soyduğunuz patlıcanların üzerine tuz serpin ve bir saat bekletin. İyice yıkayın ve kuruladıktan sonra derin ve kızgın yağda kızartın. Kızartılmış patlıcanların yağını kağıt havlu yardımıyla alın ve patlıcanları beklemeye alın.

Altı adet sivribiberi, soğan ve sarımsakları zeytinyağında yumuşayıncaya kadar kavurun. Domatesleri ilave edin ve beraberce kavurun. Üzerine yarım litre su ilave edin. Tuzu ve şekeri de ekledikten sonra yarım saat hafif ateşte kaynatın. Ateşi söndürün ve bir süzgece alın. Suyunu ayrı bir kapta saklayın. Maydanozu harca ilave edin ve karıştırın.

Patlıcanları fırın tepsisine dizin. Bir kaşık yardımıyla her patlıcanın ortasını çizerek yuvalar açın. Açılan yuvalara parmağınızın ucuyla toz şeker ve tuz serpin. Malzemeyi eşit miktarda patlıcanların içine yerleştirin. İkiye bölünmüş domatesleri kabuğu yukarı gelecek şekilde patlıcanların üzerine dizin.

Süzgeçten süzülen ve kenara ayırdığınız harcın suyunu patlıcanların üzerine gezdirerek boşaltın. 15 dakika boyunca 180 dereceye ısıtılmış fırında pişirin. Geri kalan sivri biberleri, patlıcanları kızarttığınız kızgın yağa atın ve hemen çıkartın. Fırından çıkarttığınız patlıcanların her birinin üzerine birer biber yerleştirin. Üzerine bir kapak örtün ve en az yarım saat dinlendirin. Oda sıcaklığında servis edin. Afiyet olsun!

PAYLAŞ