AGOS

Yıl 1996, aylardan Nisandı. Kitlelere ulaşmak kaygısı taşıyan farklı mesleklere mensup bir grup insandık. Kendimizi ortaya koyarak, hem Türkçe hem de Ermenice yayın yapabileceğimiz bir gazete düşledik ve başardık.

852
PAYLAŞ

Sanıyorum İletişim Yayınları’nda çalıştığım zamanlardı. Henüz Hrant Dink ile yüz yüze tanışmamıştık. Ancak, Ermeni meselesi hakkında farklı mecralarda yayımlanan yazılarımızdan dolayı, birbirimizi ismen tanıyorduk. Yayınevindeki çalışma arkadaşlarım vasıtasıyla Ermeni cemaati tarafından bir gazete çıkarılacağından haberim oldu.
1995 yılının Kasım ayına denk gelen bir kitap fuarı zamanıydı. Cumhuriyet Gazetesi’nin eski kültür sanat servisi muhabirlerinden Anna Turay da kurulacak olan bu gazetede görev alacaktı. Bana, “Biz gazete çalışmalarına başlıyoruz, istersen gel bize katıl” teklifinde bulundu. 1996 yılının başlarında yavaş yavaş toplantılar yapmaya başladık. Hrant Dink, Anna Turay, Luiz Bakar, Sarkis Seropyan, Setrak Davuthan, Harut Şeşetyan, Harut Özer, Arus Yumul gibi isimler vardı hatırımda kaldığı kadarıyla. Ancak, neredeyse hiçbirimizin gazetecilik anlamında profesyonel bir faaliyeti yoktu. Cumhuriyet Gazetesi eski ekibinden Cengiz Turhan, içimizde gazetecilikten en çok anlayanlardandı. Çalışmalarımızda bizi çoğu zaman o yönlendirdi. Kemal Gökhan ve Ümit Kıvanç ise, görsel tasarım anlamında bize çok yardımcı oldu. Hrant, o yıllarda yayıncılık işindeydi. Bazılarımız ise avukattı.
Kısacası kadromuzu bir araya getiren güç, ortak kaygılarımızdı. Başlangıçta Dolapdere yokuşunun başında küçücük bir daire tutuldu. Toplama bir bilgisayar bulundu, sağdan soldan masalar getirildi. Agos’un kuruluş hikayesi işte böyle başladı. Ben bu öyküye, nispeten daha geç dahil olmuş sayılırım. Evvelinde genellikle Luiz Bakar’ın evinde olmak üzere haftalık toplantılar yapıldığı, gazetenin yapısının bu şekilde oluşturulduğu söylenir. Amacımız halkın belirli bir kesimine ulaşmaktı elbette. Bu noktada formatımızın nasıl olacağını belirlememiz gerekti: Yayın dilimiz nasıl olacaktı? Gazete haftalık mı, günlük mü, yoksa aylık mı çıkarılacaktı?
Haftalık yayın yapmak konusunda uzlaşıldıktan sonra, gazetenin boyutlarına ve adına karar vermek kaldı. Günler, belki de haftalarca bu konular üzerinde fikir teatilerinde bulunduk, tartıştık. Nihayet yayın dilinin ağırlıklı olarak Türkçe olmasına karar verildi. Ancak gazetenin içinde Ermenice sayfalar da olacaktı elbette. Neden Türkçe yayın yapmayı tercih ettiğimiz merak konusu olmadan, hemen anlatayım…

Yazının devamı için: Urbanista Nisan Sayısı

PAYLAŞ